Kadın Güzellik kulübü - Cilt Bakımı ve diyet zayıflama - Part 933

Gözdeki proteinin vücut saatini ayarlıyor

admin Göz Sağlığı Ocak 11th, 2009 |  Yorum yok »

Fareler üzerinde yapılan son araştırmalarda retina tabakasında bulunan melanopsin adında, ışığa duyarlı bir proteinin, memelilerde ‘vücut saatinin’ ayarlanmasında esas bir unsur olduğu doğrulandı. Bilim adamları sözkonusu proteinin bozulan gece/gündüz düzenini normal hale getirmek için olası bir tedavi yöntemi olduğunu belirtiyorlar. Bilim adamları uzun zamandan beri, mesaiye kalma ya da farklı zaman kuşakları arasında seyahat etme gibi günümüze özgü durumların, bu ritmde aksamaya yol açmasından sonra, vücudun bu saati nasıl ‘yeniden ayarladığını’ kavramaya çalışıyorlardı.

‘Science’ dergisinin 13 Aralık sayısında yayınlanan iki araştırmada melanopsinin, vücut ritiminin dış dünyayla uyumlu hale getirilmesinde hayati bir rol oynadığı doğrulanmakla birlikte, ışığa duyarlı başka moleküllerin de etkili olabileceğini belirtiliyor.
California’daki Stanford Üniversitesi’nden Dr. Norman F. Ruby bulguların ‘melanopsin ve vücut ritmi arasındaki ilişkinin saptandığı’ ilk bulgular olduğunu belirtiyor.

Bazı bilim adamları vücudun saatini nasıl ayarladığına dair edinilen bilgileri, mesai ya da uykusuzluk gibi şeylerden ötürü bozulan doğal ritmin yeniden kurulmasına yönelik çeşitli yöntemler geliştirmek amacıyla kullanmayı umuyorlar.

Şeker hastalığı teşhisinin en kolay yolu

admin Göz Sağlığı Ocak 11th, 2009 |  Yorum yok »

Bursa Göz Vakfı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdinç Usta, “Unutulmamalıdır ki kontrollerin, tetkiklerin ve tedavilerin zamanında yapılması her zaman en iyi, en kolay ve en ucuz yoldur.” dedi. Usta, şeker hastalığı ilk tespit edildiğinde kişinin göz kontrolünden geçmesi gerektiğini söyledi.

Gizli seyreden bazı şeker hastalarında hastalığın tespiti esnasında bile retinopati olabildiğini belirten Dr. Erdinç Usta, “Hatta şeker hastası olduğunun farkında olmadan göz içi kanaması ile gelen hastalar da olabilmektedir. İlk tespitten sonra en geç yılda bir olmak üzere retinopatinin varlığına ve düzeyine göre kontrol aralıkları göz doktoru tarafından ayarlanır. Unutulmamalıdır ki kontrollerin, tetkiklerin ve tedavilerin zamanında yapılması her zaman en iyi, en kolay ve en ucuz yoldur. Yine unutulmamalıdır ki diyabetik retinopatilerin hemen her aşamasında uygulanabilecek bir tedavi şekli vardır. Ancak gecikmiş ve fazla ilerlemiş hastalıkta daha pahalı ve daha az yüz güldürücüdür.” dedi.

Öncelikle iyi bir göz muayenesinde retinopatinin (retinanın hasara uğraması) durumu büyük ölçüde gözlemlenebileceğini anlatan Dr. Usta, retinopatinin tedavisinde halen en temel yöntemin lazer fotokoagülasyon tedavisi olduğunu kaydetti. Hem damarların sızdırmalarını engellemede hem de göz içi kanamalarını önlemede iyi yapılmış lazer tedavisinin oldukça etkili olduğunu dile getiren usta şöyle devam etti: “Lazer tedavisinin yeterince yapılamadığı bazı durumlarda göz içine uygulanan ilaç tedavileri başarı sağlayabilmektedir. Bütün bu tedavilere rağmen ilerlemiş, kanamalı vakalarda en son tercih olarak vitrektomi ameliyatı gerekebilir. Bu ameliyatta esas olarak gözün arka iç boşluğu temizlenir, kanamalar giderilir. Son olarak şu uyarıyı eklemekte fayda görüyorum. Şeker hastalığı dünyadaki körlüklerin en önde gelen sebebidir. Lazer tedavisi uygun şekilde ve zamanında yapıldığında bu hastalığın temel tedavi yöntemidir. Şeker hastalarında oluşan görme azalması ya da kayıplarının sebebi lazer tedavileri değil, hastalığın kendisidir. Unutulmamalıdır ki şeker hastalığı ömür boyu devam edecektir ve buna bağlı göz sorunları da zamanla daha da ilerleyecektir. Bu kaçınılmaz ilerlemenin temel tedavisi olan lazeri, görme azalmasının sebebi olarak görüp tedavi olmamak sonuçta hastanın kendisine zarar verecektir. Şeker hastalığının süresi en önemli risk faktörüdür. Tanı konulan hastaların ilk 10 yıl içinde yarısında, 30 yıl içinde ise yüzde 90′ın da retinopati gelişir. Bunun yanında gizli seyreden şeker hastalığında, hastalık teşhis edilmeden retinopati gelişmiş olabilmektedir. Kan şekerin uzun vadede iyi düzenlenmesi retinopati oluşumunu geciktirir ancak tamamen önlemez. Yani şeker düzeyi iyi seyreden şeker hastalarında da geçte olsa retinopati görülür, bu nedenle göz kontrolleri ihmal edilmemelidir.”

Gebelik, hipertansiyon, kansızlık, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların varlığının retinopati ihtimalini artırdığını anlatan Dr. Usta, açıklamalarına şöyle devam etti: “Şeker hastalığı bütün vücutta olduğu gibi gözdeki damarların da duvarlarında hasara ve zayıflamaya neden olur. Zayıflamış olan damarlarda muayene sırasında görülebilen ilk belirti mikroanevrizma olarak isimlendirilen küçük damar baloncuklarıdır. Daha ileri aşamalarda damar geçirgenliği bozulduğundan damar içinde bulunan su, yağ ve kan, damar dışın çıkmaya başlar. Bu maddelerin görme merkezinde toplanması durumunda ciddi görme azalması meydana gelir.”

Uzun süre bilgisayara bakmak gözü hasta ediyor

admin Göz Sağlığı Ocak 11th, 2009 |  Yorum yok »

Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma gelmesi çeşitli göz hastalıklarını da beraberinde getirdi. Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde oluşan kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için ekranın göz seviyesinden aşağıda olması gerekiyor.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, vücuttaki en önemli organların başında gelen gözün, sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle, göz sağlığını korumanın yollarının iyi öğrenilmesinin faydalı olacağını ifade eden Zengin, günümüzde göz sağlığını etkileyen faktörlerden birinin de sayısı ve kullanımı hızla yaygınlaşan bilgisayarlar olduğunu belirtti.

Zengin, göz bozukluğu derecesinin artmasında doğrudan rolü olmayan bilgisayarların, göz doktorlarına en fazla başvurma nedenleri arasında yer alan göz kuruluğunun başlıca nedeni olduğunu vurguladı. Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma geldiğini dile getiren Zengin, bunun göz kuruluğuna bağlı şikâyetlerini önemli ölçüde artırdığını bildirdi.

Göz yukarıda, ekran aşağıda olmalı
Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kuruma meydana geldiğini belirten Zengin, şunları kaydetti: “Göz kuruluğu yanma, batma ve kızarıklık olarak ortaya çıkar ve kişinin gündelik yaşamını, iş verimini olumsuz yönde etkiler.

Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için, ekran göz seviyesinden aşağıda olmalıdır. Çünkü göz hizasından yukarıdaki ekrana bakan gözün kapağı daha fazla açılacağı için, kuruma daha fazla olur. Bilgisayar ekranı eğer göz hizası ya da biraz aşağıda olacak şekilde konumlandırılırsa, göz kapağı daha az açılacağı için göz kuruması daha az olacaktır.”

Göz kuruluğu rahatsızlığını önlemek için, bunun dışında da bazı ek tedbirlerin alınabileceğini belirten Zengin, “Uzun süre bilgisayar ekranı karşısında oturan kişiler, gözlerini 2-3 saniye kapalı tutma egzersizleri yaparak, kuruyan gözün yeniden yeterli sıvıya kavuşmasını sağlayabilir. Ayrıca, aşırı kuru veya cereyana maruz kalınan ortamlarda bulunulması da göz kuruluğunu artırmaktadır” diye konuştu.

Körlüğe neden olan gen keşfedildi

admin Göz Sağlığı Ocak 11th, 2009 |  Yorum yok »

Bilim insanları bu keşfin körlük tedavisinin bulunmasına yardımcı olmasını umut ediyor. İngiliz bilim adamları, gelişmekte olan dünyada körlüğün en yaygın nedenlerinden biriyle bağlantılı bir gen mutasyonu keşfetti. Bilim adamlarının bu keşfinin, körlüğün tedavisinin bulunmasına yardımcı olması umuluyor.

Southampton Üniversitesinden Sarah Ennis ve Andrew Lotery, Lancet dergisinde yayımlanan raporlarında, Serping1 adlı bir genin içinde yaşla bağlantılı makula dejenerasyonuyla (AMD) ilişkili 6 değişke (varyant) bulduklarını bildirdi.

İngiliz bilim adamları, bu buluşlarının, körlüğün tedavisine giden yolu açabilecek AMD genetiğinin anlaşılmasına daha da yardımcı olacağını kaydetti.

Retinanın merkezindeki bir bölge olan makulanın hassas hücrelerinin zarar görmesi anlamına gelen AMD, insanlar yaşlandıkça ortaya çıkıyor.

Hastaların yaklaşık yüzde 90′ının da AMD’nin şimdilik tedavisi olmayan kuru versiyonuna rastlanıyor. AMD’nin, küçük kan damarlarının retina ile gözün arkasında oluştuğu ıslak versiyonu ise günümüzdeki ilaçlarla tedavi edilebiliyor.

Ultraviyole ışınları göze kışın da zarar veriyor

admin Göz Sağlığı Ocak 11th, 2009 |  Yorum yok »

c

Prof. Dr. Zengin, bu nedenle yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da güneşin zararlı ışınlarından korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, şöyle dedi:

“Ultraviyole ışınlar nedeniyle kış aylarında da güneşli havalarda güneş gözlüğü takmak gerekiyor. Bu açıdan yılın her döneminde güneşli havalarda güneş gözlüğü takma alışkanlığı kazanmakta büyük yarar var. Yazlık ve kışlık gözlük almaya gerek yok, tek gözlük yeterli olur.”

Kışın karın da göze olumsuz etki yapacağını bildiren Prof. Dr. Zengin, kardan yansıyan ışığın güneşin zararlı etkisini artıracağından, kayakçıların ve avcıların mutlaka güneş gözlüğü takmaları gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Zengin, kullanılacak gözlüğün camlarının polarize özellik taşımasında büyük yarar olduğunu, gözü güneşin zararlı etkilerinden koruyacak özellikte kaliteli güneş gözlüğü tercih edilmesinin yeterli olacağını belirtti.

Kış aylarında dikkat edilmesi gereken bir başka konunun da göz kuruluğu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zengin, şöyle devam etti: “Kışın genelde ısıtılan ortamda bulunulduğu için göz kuruluğu riskine karşı da önlem almak gerekir. Bunun için kalorifer ya da sobayla ısıtılan yerlerde nem düzeyini artırmak için, ısıtıcının yanına ya da üzerine su dolu kaplar konarak, kapalı ortamın nem dengesi sağlanmalıdır.”