Göz Sağlığı | Cilt Güzelliği

Göz Sağlığı

İyi bir güneş gözlüğü nasıl seçilir

Cumartesi, Nisan 24th, 2010

Gözleri çevreleyen gözlükleri alın! neden mi?..

null

Güneş gözlüğü almak isteyen ancak iyi bir gözlüğü nasıl seçeceğini bilmeyenler için Doç. Dr. Osman Oram önerilerde bulundu: Gözlüğün, ışınları blokaj derecesine bakın. Büyük çerçeveli gözlükleri tercih edin
İlkbaharın ve güneşin yavaş yavaş yüzünü gösterdiği şu günlerde herkes, ‘Nasıl bir güneş gözlüğü almalıyım?’ diye düşünüyor. Güneş gözlüğünün en önemli görevinin, gözü ultraviyole ışınlarından ve onun vereceği hasarlardan korumak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Osman Oram, gözlük seçerken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

ULTRAVİYOLE C ZARARSIZ
Ultraviyole ışınları; Ultraviyole A (), B () ve C () olarak üç ayrılır. ışınlardan, Ultraviyole C ışınları atmosfer tabakaları tarafından emildiğinden göz için herhangi bir problem oluşturmaz. Buna karşın ultraviyole A ve B ışınları, göze verebilecekleri zararlar açısından önemlidir. Özellikle son yıllarda tabakasındaki incelmeyle birlikte ultraviyole ışınlarının gözler üzerindeki olumsuz etkileri, giderek artmaktadır. Gözün ışınla direkt temasından kaçınılmalıdır.

IŞINLARIN GÖZE ETKİSİ
Ultraviyole ışınlarının göz üzerindeki olumsuz etkileri, kısa dönemde ve uzun dönemde oluşmalarına göre iki ayrılabilir. Güneşli bir günde, uzun süre ultraviyole ışınlarının etkisinde kalınınca, gözlerde zedelenme oluşabilir. zedelenmeler, genellikle birkaç gün içerisinde iyileşebilmekte ancak bazı enfeksiyonların oluşmasına ortam hazırlayabilmektedir. Ultraviyole ışınına uzun süre maruz ; maküla (sarı ) dejenerasyonu ve gibi göz problemleriyle karşı karşıya kalabilir. rahatsızlıkların ardından görme kaybı yaşayabilir.

Açık gözler altında!
Ultraviyole ışınlarının göze verebileceği hasarı artırabilen bazı faktörler vardır. faktörler arasında şunlar sayılabilir:
ÇEVRE: Ultraviyole etkisi karda, kumda ve suda daha fazladır.
YÜKSEKLİK: Deniz seviyesine göre yükseklik arttıkça, ultraviyole seviyesi de artar.
ENLEM: Ultraviyole ekvatora yaklaştıkça artar.
DIŞ ORTAMDA KALMA SÜRESİ: Güneşte kalma süresi arttıkça alınan ultraviyole miktarı da artar.
GÖZ VE DERİ RENGİ: Açık göze ve deriye sahip kişiler, güneşten daha çok zarar görür.
GÜNÜN SAATİ: Ultraviyole miktarının en yüksek olduğu saatler 10 ila 16 saatleri arasıdır.
MEVSİM: Işınların en kuvvetli geldiği dönem ilkbahar ve yaz aylarıdır. Sonbahar ve kış aylarında ultraviyole seviyesi düşer.
İLAÇLAR: Tetrasiklin ve doksisiklin gibi bazı ilaçlar, gözlerin ve derinin ışık hassasiyetini artırır. Kişi ışından olumsuz etkilenir.

Koruma oranı yüzde 99 olmalı
Güneş gözlüğü alınırken, dikkat edilmesi gereken en önemli özellik camların ultraviyole ışınlarını blokaj derecesidir. Normalde her gözlük camı, ultraviyoleyi değişik oranlarda bloke edebilmekle birlikte, etkili ultraviyole blokajı için özel kaplamalar kullanılmalıdır. Güneş gözlüğünün ve blokaj derecelerine bakılmalı, yüzde 99′un üzerinde UV blokajı yapabilen camlar seçilmelidir. Hatta yüzde 100 blokaj oranı tercih edilmelidir. Güneş gözlüklerinde kullanılan aynalı kaplamalar, göze gelen ışık miktarını düşürmekle birlikte ultraviyole blokaj oranını etkilememektedir.

Camın renkleri de özellikleri de farklı
Güneş gözlüğü seçiminde bir diğer önemli faktör camın koyuluğudur. Camın renginin ve koyuluğunun ultraviyole blokaj derecesiyle herhangi bir ilişkisi olmamasına ve seçimin kişisel zevke bağlı olmasına karşın, her cam renginin farklı özellikleri vardır. Yeşil renkli camlar bozulmasına neden olmazken, kahverengi camlar derinlik hissini arttırır. Mavi camlar, karda en iyi görmeyi sağlarken, pembe renkli camlar bilgisayarda en iyi görmeye neden olur. Büyük ve gözleri çevreleyen güneş gözlüğü çerçeveleri, göze kenarlardan gelen ışınları azaltmaları nedeniyle seçilebilir.

Göz kuruluğunu ihmal etmeyin

Perşembe, Temmuz 9th, 2009

Ciddi göz kuruluğu durumu zaman içinde tedavi edilmediği vakalarda infeksiyon riskinde artış ve görmede ciddi bozulmalara neden oluyor

Tedaviyi ihmal etmeyin!

Ciddi görme bozuklukluklarına yol açabiliyor
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Alpaslan, ciddi göz kuruluğu durumunun zaman içinde tedavi edilmediği vakalarda infeksiyon riskinde artış ve görmede ciddi bozulmalar meydana geldiğini bildirdi.

Prof. Dr. Alpaslan, yaptığı yazılı açıklamada, gözyaşının gözün sağlıklı kalmasını ve göz kırpma hareketini yaparken rahatlık sağladığını belirtti.

Bazı insanlarda gözyaşı üretiminin azaldığını ve gözyaşı kalitesinde bozulma meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Alpaslan, durumda ortaya çıkan rahatsızlığın ”kuru göz” olarak bilindiğini kaydetti.

Yaygın bir sorun!

Yaygın olmasına karşın kronik göz kuruluğunun çok sayıda insanı etkileyen, fakat az bilinen göz rahatsızlıkları arasında yer aldığına değinen Prof. Dr. Alpaslan, birçok kişinin göz kuruluğu semptomlarını yanlış olarak alerjilerle, iklim koşullarıyla ya da basitçe göz zorlanmasıyla açıkladığını ifade etti. belirtilerin hepsinin kronik göz kuruluğu semptomlarını şiddetlendirdiğini ancak asıl nedenin bunlar olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Alpaslan, şu bilgileri verdi:

Gözleriniz değerli…

‘Doğal gözyaşı filmi, kornea üstünde sağlıklı bir göz yüzeyi yaratmasına ve gözün tamamını kayganlaştırmasına ek olarak, infeksiyonla savaşma işlevi görür, önemli beslenme sağlar ve net görüş için hayati öneme sahiptir. Uzun süreli gözyaşı üretimi azaldığı zaman gözün ön kısmında kalıcı hasar ve yara izi oluşumu ihtimali ortaya çıkar. Ciddi bir göz kuruluğu durumunun zaman içinde tedavi edilmediği vakalarda infeksiyon riskinde artış ve görmede ciddi bozulmalar meydana gelir.”

Prof. Dr. Alpaslan, kontak lens, bilgisayar, sigara, klimalı ortamlar, göz ameliyatları, romatizma, sistemik hastalıklar ve tedavisinde kullanılan ilaçlar, göz tansiyonu, yaş, çevresel faktörler ve menopoz gibi etkenlerin göz kuruluğuna yol açtığını kaydetti.

Yaşam kalitesini bozuyor

Kuru göz hastalığının semptomlarını, kişinin yaşam kalitesini etkileyebildiğine işaret eden Prof. Dr. Alpaslan, durumun hastanın psikolojisini olumsuz etkilediğini vurguladı.

Suni gözyaşlarının, kuru göz hastalığının başlıca tedavi yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Alpaslan, dünya genelinde birçok suni gözyaşı bulunduğunu ifade etti.


Gözünüze Gözünüz Gibi Bakın!

Perşembe, Şubat 19th, 2009

oz

Göz bakımın ve göz makyajının rengi nasıl olmalı? Göz çevresindeki kırışıklıklar için ne yapılmalı?

Göz Bakımı
Kadınların çoğu cilt bakımına verdiği önemi göz kapaklarının bakımına vermezler. Oysa kırışmış, tazeliğini yitirmiş bir göz kapağı yaşınız genç olsa bile sizi olduğunuzdan çok daha yaşlı gösterir.

Göz kapağının cildi çok daha incedir. yüzden göz kapağınızın temizliğinde yağlı krem kullanmak yerine tonik kullanın ve daha sonra gül suyuna batırılmış pamukla gözlerinize 10 dakika kompres yapın. Makyajınızı yaparken de temizlerken de gözlerinizi yıpratmayın.

Göz Çevresi Kırışıkları İçin
Bir kaşık yaş maya, 1 çay kaşığı süt, 1 çay kaşığı elma suyu ve 1 çay kaşığı balı iyice karıştırıp göz
çevrenize parmak uçlarınızla yedirerek yayın. 20 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık suyla yıkayın. (Haftada bir kez uygulayabilirsiniz)

Göz Banyosu

Ihlamur Banyosu: Gözlerinizi kapatacak kadar temiz bir bez veya tülbenti sıcak ıhlamur suyunda bir süre bekletip sıkın ve gözlerinizin üstüne koyup loş ışıklı bir odada sırtüstü uzanın. Soğuyuncaya kadar gözlerinizin üstünde bekletin. Daha sonra yumuşak bir havlu ile silin.

Gölge Banyosu: Ellerinizi birbirine sürterek iyice ısıtın. Gözlerinizi kapayın ve ellerinizi gözlerinizin üzerine koyup 30 saniye bekleyin. Daha sonra ellerinizi gözlerinizden çekin. Gözlerinizi açmadan 30 saniye daha bekleyip gözlerinizi açın hareketi 5 kez tekrarlayın.

Göz Makyajı Seçimi
Geceleri yapacağınız makyajda koyu ren eyeliner kullanın. Rimel seçiminde bilinenin aksine siyah yerine kahverengi tonları tercih edin çünkü kirpiklerinize sürdüğünüz kahverengi tonlardaki rimel kirpiklerinizi daha doğal gösterecektir.

Göz makyajınızı yaparken öncelikle saç ve ten renginize, kıyafetinize uygun olmasına dikkat etmelisiniz. Açık tenli, sarışınsanız veya kızılsanız hemen hemen her far kullanabilirsiniz. Esmerseniz, ve gözleriniz koyu renkse ilk önce kıyafetinizin rengine uygun tonlarda farları tercih etmelisiniz. Fakat esmerlere koyu farlar da yakışacaktır

Gözlerinize sürdüğünüz göz kaleminin daha doğal görünmesini istiyorsanız göz kaleminizi göz kapağınızın iç kısmına koyu bir şekilde sürüp gözlerinizi kapatıp açarak alt kirpiklerinizin diplerine bulaşmasını sağlayın.

Farınızı ilk olarak kirpik diplerine sürün ve daha sonra göz kapağınıza yayın.

Eğer kaşlarınıza doğru gölge vermek istiyorsanız göz kapağınıza sürdüğünüz farın bir ton koyusunu tercih edin ve aradaki geçişini yumuşatmak için iki rengi düzgün bir şekilde birbirine yedirin.

Lens kullanıyorsanız kesinlikle krem farları tercih edin ve eyelinerınızı göz kapağınızın üstüne kirpik diplerinden başlayarak tek hat şeklinde sürün.

Bakışlarınızın daha çok ön plana çıkmasını istiyorsanız yalnızca üst kirpiklerinize rimel sürün ve dudaklarınız için açık bir ruj kullanın.

Lens kullanıyorsanız kesinlikle krem farları tercih edin ve eyelinerınızı göz kapağınızın üstüne kirpik diplerinden başlayarak tek hat şeklinde sürün.

Gözlerinizin daha iri ve parlak görünmesini istiyorsanız kirpiklerinize siyah rimel sürdükten sonra üstüne bir kat lacivert rimel sürün.

Gözlerinize sürdüğünüz göz kaleminin daha doğal görünmesini istiyorsanız göz kaleminizi göz kapağınızın iç kısmına koyu bir şekilde sürüp gözlerinizi kapatıp açarak alt kirpiklerinizin diplerine bulaşmasını sağlayın.

Kış Sporu Yaparken Göze Dikkat

Perşembe, Şubat 19th, 2009
Goz

Kuru ve soğuk hava koşullarında spor yapan kişilerde gözde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme gibi semptomlar kuru göz hastalığını işaret ediyor.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr Nilüfer Alpaslan, kuru ve soğuk hava koşullarında spor yapan kişilerde gözde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme gibi semptomların kuru göz hastalığını işaret edebileceğini belirtti.

Prof. Dr. Alpaslan, yaptığı yazılı açıklamada, kışın en çok tercih edilen spor dalının kayak olduğunu, ancak kayağın özellikle göz sağlığı açısından önemli tehlikeler içerdiğini kaydetti.

Kuru hava ve rüzgarın “kuru göz hastalığını” tetikleyerek göz sağlığını olumsuz yönde etkilediğine işaret eden Alpaslan, açıklamasında “Kuru ve soğuk hava koşullarında spor yapan kişilerde gözde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme gibi semptomlar ortaya çıkabilir. belirtiler çok yaygın olduğu halde farkında olmadığımız kuru göz hastalığını işaret edebilir” ifadesine yer verdi.

Alpaslan, halk dilindeki “göz kuruluğunun” tıp dilinde ”keratokonjunktivitis sicca” denen hastalık olduğunu ve bunun da gözyaşı üretiminin azalmasıyla ortaya çıktığını belirtti. “Gözyaşı, gözün sağlıklı kalmasını ve göz kırpma hareketini yaparken rahat hissetmemizi sağlar. Bazı insanlarda gözyaşı üretimi azalır veya üretilen gözyaşı kalitesinde bozulma meydana gelir. durumda ortaya çıkan rahatsızlık ’kuru göz’ olarak bilinir” görüşünü dile getiren Alpaslan, gözlerin göz yüzeyini korumak için kesintisiz bir gözyaşı tabakasına gereksinim duyduğunu ve buna da “gözyaşı filmi” dendiğini dile getirdi.Alpaslan, şu bilgileri verdi:

“Doğal gözyaşı filmi, kornea üstünde sağlıklı bir göz yüzeyi yaratmasına ve gözün tamamını kayganlaştırmasına ek olarak, enfeksiyonla savaşma işlevi görür, önemli beslenme sağlar ve net görüş için hayati öneme sahiptir. Uzun süreli gözyaşı üretimi azaldığı zaman, gözün ön kısmında kalıcı hasar ve skar (yara izi) oluşumu ihtimali ortaya çıkar. Ciddi bir göz kuruluğu durumunun zaman içinde tedavi edilmediği vakalarda, enfeksiyon riskinde artış ve görmede ciddi bozulma meydana gelir.

Suni gözyaşları, kuru göz hastalığının başlıca tedavi yöntemidir. Dünya çapında birçok suni gözyaşı bulunmaktadır ve aralarındaki farklılıklar, içerdikleri etken maddeye ve ambalajına göre değişir. Suni gözyaşları sadece göz yüzeyini yıkayıp uzaklaşırken, kronik kuru göz hastalarında suni göz yaşı tedavisi tek başına yeterli olmamaktadır. hastalarda gözyaşı üretimi ile gerekli dokularda etkisini göstererek, kişinin doğal gözyaşı yapımını arttıran ilaçlar kullanılır.”

Göze havuç faydalı ama sarımsak değil

Cumartesi, Ocak 24th, 2009
oz_sagligi

Havuç ye gözlerin keskin olur… Arpacığa sarımsak sür… Şiş gözlere salatalık iyi gelir… Badem yağı kirpikleri uzatır… Peki günlük hayatta sıkça duyduğumuz öneriler doğru mu?

Besinler, göz sağlığımız için büyük önem taşıyor. Çoğumuz balık veya havuç yemenin gözlere iyi geldiğini biliriz. Ya da göz kapağımızda arpacık çıktığında; çevremizdeki kişilerden ‘çayla kompres yap’ veya ‘sarımsak sür’ gibi tavsiyeler alırız.

Peki bunlar gerçekten doğru uygulamalar mı?

Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar, göz sağlığımıza besinlerin etkileriyle ilgili halk arasında mit haline gelmiş sekiz konuyla ilgili bilgi verdi:

1. Balıktaki Omega 3’ü vücut daha kolay kullanıyor

Balık tüketimiyle alınan omega-3 yağ asitlerinin; görmeyi tehdit eden “yaşa bağlı sarı hastalığı” ve kadınlarda “göz kuruluğu” riskini azalttığını gösteren bazı veriler mevcut. Omega-3 yağ asitlerini bol içeren diğer besinler ise keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzeler. Ancak, balıktaki omega-3’ün vücut tarafından kullanımı daha kolay oluyor.

2. Havuç, göz sinirlerine iyi gelir

Havucun gözlere faydalı olduğu ve gece görüşünü artırdığı yönünde yaygın bir inanç vardır. Gerçekten de havucun içindeki beta-karoten (A vitamini), gözün retina tabakasında ışığı algılayan hücreler için gereklidir. “ ışık algılayıcılar, ciddi A vitamini eksikliğinde fonksiyon görmez ve gece körlüğü oluşur.

3. Badem yağı kirpikleri uzatmaz

Badem yağı içerdiği antioksidanlar nedeniyle pek çok göz çevresi kreminin ve makyaj temizleyicinin içinde bulunur. Ancak badem yağının kirpikleri uzattığını gösteren bilimsel bir çalışma yok.

4. Arpacığa sarımsak sürmeyin

Arpacık ve şalazyon (yağ kisti), göz kapağında şişlik yapan ve birbiri ile karıştırılan iki hastalıktır. Her iki hastalıkta da kirpik diplerindeki yağ bezlerinin kanal ağzı tıkanıyor.

Şalazyonda sadece tıkanıklık olurken; arpacıkta tıkanıklığa ek olarak, mikrobik iltihaplanma söz konusu.
Arpacığın tedavisi sıcak pansuman, antibiyotikli damla ve pomadla yapılıyor. Şalazyonda ise tedaviye kortizonlu damlalar da ekleniyor. Sarımsağın içindeki sülfid bileşenlerinden “alisin”in antibakteriyel etkisi biliniyor. Ancak günümüzde pek çok antibiyotikli / kortizonlu damla ve pomad varken, sarımsak sürmek tavsiye edilen bir uygulama değil.

5. Göze özel vitamin hapları

Gözler için özel olarak üretilmiş  vitamin kombinasyonları, yaşa bağlı sarı hastalığının ileri evreye geçme riskini yüzde 25 oranında azaltıyor. Şimdilik sadece yaşa bağlı sarı hastalığı olanlara göz için ekstra vitamin kullanımı tavsiye ediliyor.

6. Şiş gözlere salatalık!

Göz altı torbaları, göz çevresindeki yağ torbalarından kaynaklanıyor. Yaş ilerledikçe, yağ torbalarını geride tutan zar gevşiyor ve yağlar öne doğru gelip, iyice belirginleşiyor. Ancak kimilerinde genç yaşlarda da yapısal olarak yağ torbaları belirgin olabiliyor. Sabahları, göz altları daha şiş oluyor. Bunun nedeni yatarken kan dolaşımı dağılımının değişmesi ve yerçekimi etkisi ile göz çevresinde sıvı birikmesi.

Salatalık, cilde uygulandığında hafif sıkılaştırıcı / büzüştürücü özellik gösteriyor. Bunun nedeni içindeki askorbik asit (C vitamini) ve kafeik asit. Salatalığın yapısının çoğunu ise su oluşturuyor. da buzdolabından çıkarıldığında soğutucu etki yaratıyor. Salatalık hem içindeki su tutucu etkiyi azaltan maddeler, hem de soğuk etkisiyle göz kapaklarının üstüne konduğunda sabah şişliğini azaltıyor. Böyle bir uygulama yapmak istiyorsanız – salatalık alerjiniz olmadığı sürece – göz sağlığınız açısından bir sakınca yok.

7. Parlak gözler için sakın limon sıkmayın

Asla böyle bir uygulama yapmayın. Limonun gözleri parlatan bir etkisi yoktur. Aksine limonun içindeki sitrik asit ve düşük pH yüzünden gözleriniz tahriş olur.

8. Haftada iki porsiyon balık, fındık, sebze – meyve gözlere iyi gelir

Göz sağlığı için beslenmenizde şu basit değişiklikleri yapmanız faydalı:
Omega-6 yağ asitlerinden zengin pişirme yağları yerine daha az omega-6 içeren zeytinyağını tercih edin (Balıkta bol bulunan omega-3 yağ asitlerinin aksine, omega-6 yağ asitleri sağlıklı değil).
Bolca balık, meyve ve sebze tüketin.
Doymuş yağlar ve margarinden kaçının.
Kızartılmış besinlerden kaçının.
Özetle, bolca yeşil yapraklı sebze, haftada iki porsiyon balık, fındık, sarı / turuncu meyve ve sebze tüketimi vücut sağlığınız için olduğu gibi göz sağlığınız için de yararlı…