Beslenme | Cilt Güzelliği - Part 12

Beslenme

Çikolata yerine makarna yiyin

Pazar, Şubat 8th, 2009
makarna

Kadınların hassas dönemlerinden biri adet dönemidir. Sinirlilik, şişkinlik, tatlı krizleri iç içedir. Bu dönemi huzurlu ve kilo almadan atlatmak ise mümkün.

Adet öncesi 1-2 haftalık süre boyunca kadınlarda duygusal gelgitler, yorgunluk, sinirlilik gibi belirtilerin yanı sıra su tutumuna bağlı ödem, göğüslerde hassasiyet, baş ağrıları, geçici kilo artışı ve aşın tatlı yeme isteği gibi fiziksel yakınmalar da görülebilir. Bu dönemde özellikle kafein, basit şeker, tuz veya sodyum, yağ ve alkolden kaçınmak yakınmaları azaltır. “Kompleks karbonhidratlar ve yüksek kalsiyum içeriği olan yiyecekler, tatlı yeme isteğini bastırır. Bu nedenle bol meyve-sebze, tam tahıl ürünleri, yağsız süt ve süt ürünlerinden faydalanmakta yarar var.

*Bal, reçel, pekmez, çikolata, pasta, dondurma, tatlı gibi basit karbonhidratlar yerine ekmek, pilav, makarna, patates gibi kompleks karbonhidratlara yönelin.

*B6 vitamininden zengin bir beslenme planı da adet öncesi dönemde yaşanan yakınmaları azaltır. Balık, tavuk, soya ürünleri, brokoli, muz havuç, yumurta, avokado, tahıllar ve ıspanak B6 vitamininden zengin yiyeceklerdir. *Ayrıca bu dönemde vücudunuzda magnezyum da azalır. Et, süt, balık, yumurta, kum baklagiller, kabak, tam tahıllar, çikolata, badem gibi magnezyum kaynaklarına yönelebilirsiniz.

Bol su için

Adet öncesi yaklaşık bir hafta boyunca metabolik hızınızda hafif bir artış olur. Bu da günlük enerjiye yaklaşık 200 kalori ekleyebileceğiniz anlamına gelir. Bu dönemde kilo anısı konusunda endişelenip daha az yemek yemeye çalışmayın. Kilo artışınızın, su tutumuna bağlı geçici bir durum olduğunu unutmayın.

Demir kaybı için: Kırmızı et ve yumurta

Adet döneminde kanamayla birlikte vücuttan demir kaybı olur. Demir eksikliği, yorgun ve güçsüz bırakacağı gibi, ileri düzeylerde kansızlığa da ne¬den olabilir. Bu nedenle adet dönemi boyunca kırmızı et, yumurta, tavuk, balık, domates, kırmızı biber ve yeşil yapraklı sebzeler yiyerek demirden zengin beslenmeye devam etmekte yarar var. Bu dönem boyunca tuz, alkol, kafein ve basit şekerlerden de uzak durmak gerekir.

Kendimi çok yorgun hissediyorum

Perşembe, Şubat 5th, 2009

Bahar yorgunluğundan mı şikayetçisiniz? Peki nasıl atarsınız bu yorgunluğu üzerinizden? Bu öneriler size… Sunpride Sağlıklı Yaşam Danışmanı Berrin Yiğit, “Bahar yorgunluğuna karşı doğru beslenilmeli. Bu yorgunluğa karşı özellikle nar, ananas, domates ve üzüm sularını tavsiye ediyorum” dedi. Küreselleşmenin etkisiyle yaşanan sıcaklık farkları, insanları olumsuz yönde etkileyerek, başta yorgunluk ve halsizlik şikâyetlerini arttırdı. Konu ile ilgili açıklama yapan Yiğit, insanlar üzerinde etkili olan yorgunluk ve halsizlik şikâyetlerine karşı şu tavsiyelerde bulundu:

http://images.superonline.com/haber/2009/02/04/25377.jpg

* Öğün atlamayın, her 3–4 saatte bir, yiyin.

* Baharatlı ya da yağlı besinler mide yanmasına neden olabilir, kaçının.

* Uzun süreli zindelik hissi için güne tam tahıl ürünleri ve meyve gibi yağ oranı düşük, lif oranı yüksek bir kahvaltıyla başlayın. Ekmek, mısır gevreği gibi karbonhidratlar serotonin hormonunun salgılanmasına neden olarak rahatlatıcı görev görürler. Sabah enerjisini artırmak için kahvaltınıza mutlaka meyve sularını ekleyin. Bazı meyve suları sabah saatlerinde mide asitliğini değiştirerek yanmalara neden olabilir. Meyve seçimi bu konuda önemlidir, ananas, elma ve üzüm doğru alternatiflerdendir.

* Karbonhidrat oranı düşük beslenme alışkanlığı halsizliğe neden olur. Mutlaka her öğünde sebze, meyve ve tahıl tüketmeye özen gösterin. Sebze sevmeyenler için domates suyu içmek alternatif olabilir. Domates suyu ile kan dolaşımınızı hızlandırarak, düşen enerjinizi yükseltebilirsiniz.

* Gün içinde tatlı krizleri yaşıyor, saldırırcasına yiyor ve akabinde yine uyku hali çöküyorsa glisemik indeksi düşük meyve suyu karışımları hazırlayın. Örneğin meyve suyu içine yağsız süt veya yoğurt ekleyip, öğütülmüş keten tohumu veya kıyılmış bademle zenginleştirip tarçınla tatlandırabilirsiniz. Bunun için en uygun meyve suları nar, şeftali, çilek, ananas, kivi, böğürtlengillerdir.

*Basit şeker oranı yüksek besinler, kafein oranı çok yüksek olan içecekler den uzak durun. Bunlar günün ilerleyen saatlerinde sersemlik hissi yaratabilir.

* Yatmadan önce hafif şeyler yiyin.

* Öğününüzün temelini makarna, tatlı, patates kızartması gibi kan şekerinde anormal dengesizliklere yol açan besinler oluşturuyorsa, bu uyku haline yol açabilir.

* Alkol tüketmemeye özen gösterin. Merkezi sinir sistemini baskılayan alkol bir kaç saat sonra aşırı yorgunluğa yol açar.

KADINCA

Kışın Metabolizma Hızlandıran Öneriler

Salı, Şubat 3rd, 2009

suKış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almıştır ve daha yavaş çalışmaya başlar. Kışın yeme ihtiyacı artan kişi çok fazla karbonhidratlı yiyecekler yeme ihtiyacı duyar. Terleme de çok az olduğundan dolayı metabolizma hızı minimumdur. Bu yüzden bu dönemde dikkat edilmezse kilo artışı kaçınılmaz hale gelir. Soğuk havalara karşı bağışıklık sistemi, hastalıklara (grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi) karşı kendini korumak için yağ yıkımını engeller. Bu durumda kış mevsimini sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmek gerekmektedir. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme yer almaktadır. Kış aylarında metabolizmanın yavaşlamasına ek olarak fiziksel aktivitenin azalması da kilo artışına neden olmaktadır. Hormonal değişimlere bağlı olarak sindirim sisteminde kabızlık gibi problemler oluşabilir.

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, metabolizmanın kışa hazırlanması konusunda şu önerileri verdi;

• Metabolizmanızı iyi çalışır duruma getirmek için mutlaka güne kahvaltı yaparak başlamanız gerekmektedir. İyi bir kahvaltı ile güne başlamak sizin hem direncinizi koruyacak hem kilo kontrolünde siz yardımcı olacak hem de metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.

• Yazın sıcaklar nedeniyle rahatlıkla içtiğimiz suyu kışın rahatlıkla tüketemeyiz. Su vücudumuzdaki bütün metabolik reaksiyonların temel direğidir. Kışın su kaybımız daha az olduğu için susama hissimiz azalır, ancak su ihtiyacımızı yine de karşılamamız gerekmektedir. Kışın metabolizmanızı çalıştırmak için susamasanız bile günde 2-2,5 ( 10-14 bardak) litre su tüketilmesi gerekmektedir.

• Soğuk hava nedeniyle kışın favori içecekleri genellikle sıcak içeceklerdir. Sıcak içecek olarak genellikle kafein- tein içeriği yüksek olan çay- kahve tercih edilmektedir.  Bu konuda bizim önerimiz bitki çaylarını tercih edilmesidir. Kuşburnu çayı C vitamini içerdiği için, rezene çayı gaz sorunlarına iyi geldiği için tercih edilebilir.

sebze• Kış hastalıklarından korunmak, savunma mekanizmamızı güçlendirmek için de A ve C vitamininden yeterli beslenmek gerekir. Kış sebzeleri ve meyveleri de bu konuda bize yeterli oranda A ve C vitamini sağlayacaktır. Narenciye ( portakal, mandalina, greyfurt ) , havuç, kivi, lahanagiller ( karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası ) , yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, tere, ıspanak ) A ve C vitamininden zengin besinlerdir.

• Gerek günlerin kısalması gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler azalmaktadır. Lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu kabızlık sorunu kendini göstermektedir. Bu nedenle kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna / pirinç / erişte / un) ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir.

• Kış yaklaştıkça, vücudumuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürür. Azalan fiziksel aktiviteye paralel olarak yağ ve şeker tüketimi de kısıtlanmalıdır.

• Kış mevsiminde güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20-25 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmaya (hafif tempolu yürüyüşler olabilir) ve haftada 2 – 3 kez balık yiyerek kalp sağlığınızı korumaya ve kemiklerimizin de  günesin eksikliğini ( D vitamini yetersizliği ) daha az hissetmesini sağlayabilirsiniz.

• Uzun süreli açlıklardan kaçınılmalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için fast-food ya da yağdan, şekerden zengin gıdalara yönenilmemelidir. Kış mevsiminin soğuk günlerinde “Tatlı yersem ısınırım” mantığından vazgeçilmeli, gün içerisinde yeterli ve dengeli beslenerek vücudun ısı dengesinin korunması sağlanmalıdır.

Meyve ve sebzelerin gerçek mevsimlerini unutanlar için.

Pazar, Şubat 1st, 2009
meyva Tarımdaki gelişmeler ve teknolojinin ilerlemesi nedeniyle hiç ummadığımız zamanlarda ummadığımız sebze ve meyveleri marketlerde görebiliyoruz. Hangi mevsimde hangi sebze ve meyve bulunur? sorusu da sıkça akla gelen bir konu oldu. Örneğin; çilek sadece bahar aylarında bulunurdu, geçen hafta markette reçellik çilek gördüm, eylül ayının ortalarında hala çilek bulunabiliyor.
Sağlıklı beslenmenin en önemli koşulu güvenli ve sağlıklı yiyecek seçimi. Bunun için sebze ve meyvelerin gerçek mevsimlerinde, bol bulunduğu aylarda tüketilmesi çok önemli. Aşağıdaki tablolarda ayrıntılı olarak verdiğim sebze ve meyve listesinin aynı zamanda alışveriş listesi yaparken de size rehber olacağını umuyorum.

SEBZELER

Kuru Soğan – Her Ay
Patates- Her Ay
Yeşil Soğan - Temmuz, Ağustos, Eylül hariç diğer tüm aylar
Maydanoz - Her Ay
Marul - Mayıs – Temmuz
Yeşil Salata-kıvırcık- Ocak – Mayıs ve Ekim – Aralık
Salatalık- Mayıs – Ekim
Dereotu- Her Ay
Kırmızı Lahana- Kasım – Şubat
Kereviz- Kasım – Mart
Karnabahar- Aralık – Şubat
Bezelye- Nisan – Haziran
Semizotu -  Mayıs – Eylül
Domates- Haziran – Kasım
İç Bakla- Mayıs – Haziran
Taze Bakla - Nisan –Temmuz
Bamya Temmuz – Eylül
Taze Kabak Mayıs – Kasım
Pırasa Kasım – Mart
Beyaz Lahana Kasım – Şubat
Ispanak Kasım – Mart
Havuç  Eylül – Mart
Salamura Yaprak Her Ay
Taze asma yaprağı Mayıs-Temmuz
Dolmalık Biber Haziran – Kasım
Sivri Biber Haziran – Ekim
Çarliston Biber Haziran – Eylül
Taze Fasulye    Mayıs – Eylül
Barbunya Nisan-Eylül
Patlıcan Haziran – Kasım
Pırasa Kasım-Mart
Limon Her ay
Turp Ekim-Şubat
Pazı Ekim-Mart
Sarımsak Her ay
Taze nane Her ay
Brokoli Aralık-Şubat

MEYVELER

Elma (starking-golden) Ekim
Elma-Yaz Temmuz-Ağustos
Elma-Buzhane Her ay
Portakal- Ekim – Nisan
Mandalina -  Ekim – Şubat
Kayısı -  Haziran – Ağustos
Üzüm - Temmuz – Kasım
Armut -  Temmuz – Kasım
Muz - Kasım – Mart (Her ay)
Kırmızı Erik - Mayıs – Ağustos
Mürdüm Erik –  Ağustos-Ekim
Şeftali - Haziran – Eylül
Nektarin - Temmuz-Eylül
Kiraz  - Haziran
Vişne - Temmuz-Ağustos
Çilek -  Mayıs – Haziran
Yeşil Erik - Mayıs – Haziran
Ayva  - Ekim – Ocak
Malta Eriği - Nisan – Mayıs
Karpuz - Haziran – Ağustos
Kavun - Temmuz – Kasım
İncir - Ağustos-Eylül
Bal kabağı - Şubat-Mayıs

Diyetisyen Aysen Arıcan
212 – 347 89 30 (pbx)

Hem ben mutluyum hem de cildim.

Salı, Ocak 27th, 2009
Çikolatanın sırları!
Son zamanlara kadar aknelerden sorumlu çikolatanın, gün gelip de kozmetik ürünlerin içine gireceğini kim hayal edebilirdi ki? Kakao taneleri Avrupa ile tanıştığı 16. yüzyıldan bu yana bazen göklere çıkarıldı, kimi zaman da yerden yere vuruldu. Ama giderek itibarı artmaya devam ediyor. Özellikle bitter çikolatalar, artık güçlü antioksidanlar olarak aklandılar. Hatta yeşil çay ve şarapla birlikte anılmaya başladılar. İyi bir çikolata, nadide bir şaraba benzer. Yapılış süreçleri, koku ve renginin önemi, tadım törenleri, tanımlanışları şarabı çok andırır. Saf bir siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur. Gerçekten bazı araştırmalar kakaodaki antioksidanların kırmızı şarap ve yeşil çayla mukayese edilebilecek kadar güçlü olduğunu belirtiyorlar. Şarapta da çikolatada da polifenoller bulunur. Polifenoller zararlı kolesterolü azaltmayı başaran güçlü antioksidanlardır. 40 gr. siyah çikolatada bulunan ortalama polifenol miktarı, 140 ml bir kadeh kadar kırmızı şaraptakine eşittir. Kleopatra’dan bu yana şarabın cilde ne kadar yararlı olduğu biliniyor. Ardından yeşil çay kozmetikleri yayıldı ve şimdi de sıra çikolata kremlerinde!
http://images.superonline.com/haber/2009/01/26/24887.jpg
KAKAO YAĞI CİLDİ YUMUŞATIR

Kakao yağı gerçekten iyi bir nemlendiricidir. Ciltteki en belirgin etkisi onu yumuşatması, ince kırışıklıkları düzeltmesidir. Kakaodaki zengin antioksidanlar büyük bir ihtimalle cilt proteinlerini besler. Bazı doktorlar kakao moleküllerinin cildin alt tabakasına geçemeyecek kadar büyük olduğunu söylüyorlar ve etkisinden kuşku duyuyorlar. Ama cildi yumuşattığı kesindir. Yıllar önce kakao yağını bronzlaşmak için kullanmıştım. O zamandan kendi deneyimimle bu etkisini tanıyorum.

Kozmetik dünyası bütün bunları tartışmaya ve araştırmaya devam ede dursun, biz çikolatayı cildimize sürmeyi deneyebiliriz. En azından cildimizi yumuşatır ve ruhumuzu okşar. SPA’larda tüm vücuda çikolata masajı yapılıyor…

Çikolata maskesi özellikle olgun ciltlerde harikalar yaratır. O güzel kokusunun aromaterapik etkisi de yanımıza kar kalır…

Kakao maskesi nasıl hazırlanır? >>>

Kakao Maskesi için malzemeler

Yarım bardak kakao
Bir çorba kaşığı süt kreması
Bir tatlı kaşığı bal

Bunlar temel malzemelerdir. İsterseniz içine yulaf unu, ezilmiş badem ve 1-2 damla da sızma zeytinyağı veya badem yağı ilave edebilirsiniz.

Diğer bir seçenek de bitter çikolatayı biraz zeytin yağı ile birlikte buharda eritip sürmektir…

Malzemeyi güzelce karıştırıp, sürülebilir bir kıvam elde edince, yüzünüze, boynunuza, dekoltenize hatta isterseniz tüm vücudunuza uygulayın. 15 dakika bekleyin, sonra da ılık su ile yıkayın. Cildinizin kadifemsi bir yumuşaklık kazanacağına emin olabilirsiniz…

SAF ÇİKOLATA BİR HAZİNEDİR

İdeal bir çikolatanın rengi siyahtır, içindeki kakao oranı 50′yi geçer ve sadece kakao yağı ile yapılır. 70 veya daha fazla çikolataya rastlarsanız mutlaka tadına bakın. Tahmin edeceğiniz gibi, bu gerçek bitter çikolatadır. Ve korkmayın, bu çikolata sağlıklı bir gıdadır. Üstelik de nefistir!

Saf siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur.

Örneğin 100 gram siyah çikolatada 400 mg. Potasyum vardır. Günlük potasyum ihtiyacımızın 500-3000 mg. olduğunu hesaba katarsak, çikolatanın özellikle sporcular için neden bu kadar değerli bir gıda olduğunu anlarız.

Magnezyuma gelince, günlük gereksinimimiz 350 mcg. kadardır. 100 gr. saf çikolatada ise 200 mcg. Magnezyum bulunur..

ÜRÜNLERE DİKKAT:

Tabii bütün bunlar saf kakao, kakao yağı ve bir parça lesitin içeren siyah çikolata için geçerlidir. Raflarda gördüğümüz her çikolata paketi için aynı şeyleri söyleyemeyiz. ..

Gofretler, sütlü çikolatalar, çeşitli barlar, çikolata ile süslenmiş şekerlemelerden başka bir şey değildirler. Hele beyaz çikolata tam bir şeker ve yağ zehiridir. Hiç kakao içermez. Besin değeri sıfıra yakındır. Bazı karışık çikolatalarda tereyağı, hindistan cevizi ve palmiye yağlarının bulunması da olasıdır. Bunlar kolesterolü yükselten ve damar sertliğine yol açan zararlı yağlardır.

SİYAH ÇİKOLATA!

Aşırı tüketilen her şey gibi çikolata da sorun yaratabilir. Tavsiyemiz, canınız çekince 2-3 parçacık sahici bitter çikolata yemenizden ibarettir. Ama bu anı sakın geçiştirmeyin! Çikolatanızın hakkını vermek için onu; oda sıcaklığında, önce koklayarak, sonra ağzınızda eriterek yavaşça ve keyifle yiyin. Çok özel bir sorun olmadıkça, bu kadarcık saf çikolatanın size hiçbir zararı olmaz.

KADINCA