Aşk Ve Evlilik | Cilt Güzelliği

Aşk Ve Evlilik

AŞK EKSPERİ, SEVGİLİLERİ 16.980.000 GÜL İLE SİGORTALADI

Perşembe, Şubat 18th, 2010

14 Şubat öncesi Anadolu Sigorta tarafından Facebook’taki aşıkların hizmetine sunulan Aşk Eksperi Uygulaması; kısa bir sürede sevgilileri tamı tamına 16.980.000 gül karşılığında sigortaladı. Uygulamayı 6.000’den fazla aşık kullandı.

Aşk Eksperi’nden alınan en son bilgilere göre; kızlar erkeklere kıyasla aşklarını daha çok önemsiyor ve daha çok sigortalıyor. Gizem, Merve, Dilara ve Burcu’lar, gözünü kırpmadan sevdiği için en çok gülü  harcayan isimler arasında yer alıyor.

Oğlak, Kova ve Balık burcuna sahip olanlar, aşka en çok sahip çıkanlar.

Evliliğin aşkı öldürdüğü dedikodusundan olsa gerek; Aşk Eksperine en çok rağbet eden kullanıcılar arasında evli çiftler dikkat çekiyor. Dünya Evi sakinleri 14 Şubat öncesinde aşkları namına gözlerini bile kırpmadan tamı tamına 4.350.000 gül ile birbirlerini sigortaladı.

http://i49.tinypic.com/i1msuf.jpg

Aşk Eksperi’nin hizmetleri bununla sınırlı kalır mı peki? Elbette kalmadı. Aşk Eksperi’ni kullanan Facebook üyeleri arasında, profil bilgilerinde ilişkisi yok yazan kara sevdalı 2355 kişi dahi, 5.125.430 gülü tek kalemde gözünü bile kırpmadan harcayarak, sevdiklerine ilanı aşık etti veya mağrur bir şekilde mutlu ol yeter dedi !

Aşka en çok değer veren il ise İstanbul. İki kıtayı birbirine kavuşturan şehrin aşıkları, romantizmin hakkını vererek 4.520.356 gülle sevdiğini en çok sigortalayan şehir oldu. İstanbul’u en yakından takip eden iller ise Ankara, İzmir ve Antalya.

Güzel kadınlar daha sadakatsiz oluyor

Cumartesi, Aralık 26th, 2009

İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, ihanet etmek, kadının geninden kaynaklanıyor. Peki, bu gen hangi kadınlarda var? Acaba biz de fark etmeden “aldatma genleri” taşıyor muyuz?
14792
Aldatma üzerine ilginç gerçekler…

Alman Bild am Sonntag Gazetesi’nde yer alan haberde, Londra’daki St. Thomas Hastanesi’nde Prof. Tim Spector ve ekibi tarafından yapılan araştırmaya yer verildi. Kadınlara aldatma alışkanlıkları hakkında sorular sorularak bilgi alınırken, çıkan sonuç oldukça şaşırtıcı oldu:

Kadınlardan yüzde 23′ü eşini aldattığını söyledi. Daha ilginci ikiz kardeşlerden biri, eşini aldattığını söylediyse diğer kardeşin de ihanet etme olasılığı yüzde 55 olarak ortaya çıktı. Genleri aynı olan tek yumurta ikizlerinde iki kardeşin de aldatma olasılığının daha da yüksek olduğu belirlendi.

Prof. Spector, ihanetin genlerle ilgisi olmasının, çeşitli genlerin birbirine etki yapmasından kaynaklanabileceğini söyledi. Prof. Spector, “Aynı durum, insanların riski sevmesinde de yaşanıyor. Burada da birçok genin birbirine etkisi bu duyguyu ön plana çıkarıyor” dedi.

Güzel kadınlar aldatıyor!

ABD’li bilim adamları, güzel kadınların, eşlerini veya sevgililerini aldatma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma için yaşları 17-30 arasında değişen 58 kadınla yüz yüze görüşüldü.

Teksas Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalara göre, güzel kadınlarda, kadınlık hormonu östrojenin bir türü olan ‘östradiol’ isimli bir hormon bulunuyor. Bu hormon seviyesi yüksek olan kadınların aldatma riski daha yüksek oluyor.

Ayrıca bu hormonun yüksek olduğu kadınlar, daha fazla partner değiştiriyor. Güzel kadınlar, çevresindeki erkeklerden daha çok ilgi görüyor ve kendilerine güvenleri daha yüksek. Bu yüzden de aldatmaya eğilimli oluyorlar.

Araştırmayı yapan Dr. Krîstina Durante, bu hormon seviyesi yüksek olan kadınların sadece çocuklarına daha iyi bir baba ve iyi bir koca değil, daha fazla şey istediğini tespit etti.

Bu kadınların standartları yüksek oluyor ve erkeklerden daha yüksek beklentileri bulunuyor. Ayrıca tıpkı erkeklerdeki testosteron hormonu yüksekliği gibi, cinsel istekleri daha fazla oluyor.

Evlilik ruh sağlığına iyi geliyormuş

Salı, Aralık 15th, 2009

Yeni Zelanda`daki Otaga Üniversitesi psikologlarından Kate Scott, 15 ülkede 34 bin 500 kişinin katılımıyla yapılan araştırma sonuşlarını açıklarken, bu uluslararası çalışmanın evlilik ilişkisinin anksiyete ve depresyon risklerinin azaltılmasına katkı sağladığı sonucunu ortaya koyduğunu bildirdi.

Scott, “Çalışmamızın ortaya koyduğu şey, evlilik ilişkisinin erkeklerde olduğu kadar kadınlarda da ruh sağlığına çok olumlu getirileri olduğudur, bir birlikteliğin sona erdiğinde çekilen acılar ise insanları ruhsal bozukluklara çok daha dayanıksız hale getiriyor“ dedi.

Araştırmanın, ayrılmak, boşanmak ya da dul kalmanın erkeklerde depresyon gibi ruhsal sorun risklerini artırdığını, benzer durumda kalan kadınlarda da aşırı ilaç ve alkol kullanımında artış gözlendiğini gösterdiğini belirten Scott, “Evlilik akıl sağlığı bakımından erkekler için olduğu kadar kadınlar için de yararlı“ diye konuştu.

Scott, daha önceleri evlilik birlikteliğinin ruh sağlığı bakımından erkekler için kadınlarda olduğundan daha yararlı olduğunun düşünüldüğünü de belirtti.

Araştırma ayrıca erkeklerin ilk evliliklerinde kadınlardan daha az depresyon riskine maruz kaldığını da ortaya koyuyor. Bu da kadınların ilk evliliklerinde geleneksel eş kalıbına girmeye daha eğilimli olmalarıyla açıklanıyor.

Araştırmaya göre, evliliğin özellikle kadınlar için başka faydaları da var, örneğin aşırı alkol ya da ilaç kullanımını azaltıyor. Bu da kadınların hamilelikte alkol tüketimini ciddi ölçüde azaltmaları ve bunu çocukların ergenlik dönemine kadar kadar sürdüyor olmalarıyla açıklanıyor.

AA

Elementler ve aşk

Çarşamba, Ekim 7th, 2009

BURÇLARINIZI OKURKEN, GRUPLARI GÖRMEKTESİNİZ. ASTROLOJİ’DE BU ANA GRUPLAR İKİYE AYRILIRLAR; ELEMENTLER VE KARAKTERLER OLARAK. BURCUNUZUN BAŞINDA YAZAN GRUBU ÖĞRENİN (TOPRAK/SABİT VEYA SU/DEĞİŞKEN GİBİ…) VE AŞAĞIDA SİZİ İLGİLENDİREN İKİ GRUBU DİKKATLE OKUDUKTAN SONRA BURCUNUZU BİR DAHA YORUMLAYIN…

Bireysel Astroloji, insan faktörünü ele alır. Doğum anına göre çıkartılan yıldız haritası (horoskop) aracılığı ile, kişinin karakterini, yeteneklerini, olumlu veya olumsuz yönlerini incelendiği gibi, ailesel konumunu veya yapısını, eğitim durumunu, iş hayatını, dostluklarını, yakın çevresini ve genel açıdan sağlığını da araştırır. Astrolojinin bu yönüne, Davranış Astrolojisi, Genetik Astroloji, Sağlık (tıbbi) Astrolojisi, Saatsal Astroloji “Horary” ve Majikal Astroloji de girmektedir. Genel olarak bakıldığında; bireysel astroloji İnsan ve onun gelişim yolundaki oluşumları hakkında bilgi edinmemize yardımcı olur. Birisi hakkındaki düşüncelerimiz ne olursa olsun onu tanımamız için önce birlikte olmamız ve iletişim sağlamamız gerekir, bu bir sosyal davranıştır.

Gözlem gücüne dayanarak edindiğimiz bilgileri değerlendirirsek ancak o zaman olumlu veya olumsuz düşünerek, bir kişi için genel bir fikir edinebiliriz. Tüm bunların oluşurken geçen zaman bizlerin gözlem ve değerlendirme yeteneğimize bağlıdır. Bizler çevremiz ile iletişimde olduğumuz için insanları tanımak da zorundayız.

Bir insan hakkındaki ilk izlenimlerin yanıltıcı veya ön yargılı olma ihtimalini de düşünürsek, zaman açısından uğradığımız kaybı da görebiliriz. Oysa, tüm bu gelişmeleri daha verimli ve daha hızlı yapma imkanımız vardır, bu da Bireysel astrolojinin alanı içerisindedir. Ama öncelikle ilk adım olarak kendimizi incelememiz gerekir. İncelemeler sonucunda kendimizde gördüğümüz ve çoğunu zaten bildiğimiz şeylerin doğrulukları hakkında fikir edinmemiz böylece daha kolay olacaktır.
Elementler Ve Üçlemeler
Astroloji; Burçlar Kuşağı’nın yani Zodyak’ın geometrik dizilimine göre iki önemli gruba ayrılır. Dörtlü Gruplama diye adlandırılan dizilim kişinin davranış biçimi hakkında da bilgi vermektedir. İkinci önemli gruplama ise Üçlü Gruplama’dır. Burada da kişinin karakteri hakkında bilgi edinmemiz mümkün olacaktır.
ELEMENTLER

SU GRUBU:
Duygusal – Sezgisel – Hislerde enerjik – Sezgisel kaabiliyetli – Pasif – İçe dönük – Ritmik – Hissi alışverişte bulunan.
Su elementi kişide duyguların ve sezgilerin yönlendirilmesini göstermektedir. Duygusal yönün ve sezgilerin ağır basmasını ve biliçli kullanılmasını da simgeler. Yengeç Burcu’nda bu daha çok ev ve aile ilişkilerinde aynı zamanda da özel ilişkilerindeki duygusallığın yoğunluğunu yöneliktir. Akrep Burcunda bu duyguların biliçli kullanımını ve bilinçli yönlendirilmesini görürüz. Bununla beraber duyguların ve sezgilerin gizli kalmasını da ifade eder. Balık Burcunda ise bu duyguların ve sezgilerin bilinçsiz kullanımını ortaya çıkar. Ayrıca dış etkenlerden biliçsiz olarak fazlasıyla etkilenmeyi de göstermektedir.
ATEŞ GRUBU :
Spiritüel eğilimli – Çabuk uyarılan – Enerjik – Dinamik – Aktif – Yaratıcı – Kendini bilen.
Ateş elementi kişiyi yaşamında kendisinden başkasının yönetmesine izin vermemeye yönlendirir. Daha çok kişi kendi kendisinin yöneticisi ve öncüsüdür. Koç Burcunda bu davranış biçimi kişinin kararlılığını, kendisine güvenini, aktif olma yani faal olma dürtüsünü ve riske atılma isteğini yoğunlaştırır. Aslan Burcunda bu davranış biçimi daha çok organizasyon, genel toplumda ortaya çıkma isteği ve olayların içinde gözde kişi olma yönünde ortaya çıkmaktadır. Yay Burcunda ise belirli konularda ki bunlardan bazıları ‘din, felsefe, eğitim, hukuk’ gibi dallardır. Bu konularda bilgili ve önder olma isteğini gösterir. Bununla birlikte çevresini genişletmeye yönelik davranışlar gösterir. Ateş grubunun yoğunluğu kişide initcılık ve buna bağlı agresif tutumların ortaya çıkmasına sebep olur. Ayrıca yaratıcılığın iyi kullanılmasını, sert davranışlarda (erkeksi) bulunma isteğini de göstermektedir. Bu özellikler kişinin haritasında söz konusu burçların düştüğü evlerde daha yoğunlukta ortaya çıkarlar.
TOPRAK GRUBU :
Maddi eğilimli – Fiziki hareketlilik – İdrak eder – Pratik – Kararlı – Kendini kontrol edebilen – Koruyucu (muhafaza edebilen).

Toprak elementi kişiyi her türlü konularda pratik olmaya yönlendirir. Bununla birlikte özellikle maddi ve materyel konularda da pratiklik ve iyi kullanımı göstermektedir. Boğa Burcunda bu daha çok maddi ve sahip olma yönünde ortaya çıkmaktadır. Buradaki pratikliği ve çoğaltma isteğini göstermektedir. Başak Burcunda bu daha çok sahip olduğu materyelleri iyi kullanma ve onlara gereken özeni gösterme şeklinde görülmektedir. Sabırlı olmasını, detayları sevmesini ve bu konularda el yeteneğinin gelişmiş olmasını da ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca kendisine ve vücüduna gösterdiği özeni de göstermektedir. Oğlak Burcunda ise bu daha çok pratik yönde organizazyon yeteneğini ve ticaret zihniyeti simgeler.
HAVA GRUBU:
Manevi – İçten aktif enerjili – Açılabilen (hislerini dökmeye hazır olan) – Birleştirici – Entellektüel tutum – Çabuk parlayabilen.

Hava elementi kişinin daha çok iletişime yönelik olmasını anlamındadır. Zihinsel alış verişin gerçekleşmesine yönlendirir. Bununla birlikte sosyal ilişkilerin ve entellektüelliğin ölçüsünü de yönlendirir. İkizler Burcunda haberleşmeyi veya bilgileri biriktirme kaabiliyetini ve bu bilgileri rahatlıkla iletme yönündeki zenginliği görürüz. Terazi Burcunda ise bu daha çok insan ilişkilerini dengeleme yönünde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca genel ilişkilerdeki alışverişin oluşumunu da dengeleme veya eşitleme yönünde ağırlık kazanmaktadır. Kova Burcunda da bu daha çok yakın çevre ilişkilerini ve genel çevre ilişkilerindeki yardımcı olma ve yardım etme isteğini gözlemleriz.
KARAKTERLER
SABİT GRUP :
Sağlam – Konsantrasyon yeteneği – Şiddetli dürtülü.
Sabit grubundaki yoğunluk kişinin dayanıklılığını ve olayların üserine gidebilmeyi göstermektedir. Başarılarının, uzun süreli dayanıklılıkları ve inatlarından gerçekleştiğini göstermektedir. Ağır ve sürekli bir çalışma ritmine alışık olmalarını da göstermektedir.
ÖNCÜ GRUP:
Aktif – Yaratıcı – Teşebbüs etmeyi seven – Verimli.
Öncü grubundaki yoğunluk kişinin karakterinde belirli, daha doğrusu kendisinin seçtiği konularda önde olma ve bilgili olma isteğini göstermektedir. Buradaki yoğunluk kişinin bulunduğu çevreye etki etmesini gelişen olalayların içinde aktif olmasının işaretidir.Gerçekçilik ve mantığın her türlü ilişkileri ve çevrede iyi kullanımını da simgeler. Ayrıca bir şeyler yapabilme, aktif ve faal olma dürtüsünün yoğunluğunu da göstermektedir.
DEĞİŞKEN GRUP:
Ritmik – Değişken – Derinlilik – Genişleyebilen.
Değişken grubun yoğunluğu daha çok kişinin tecrübe edinmesini göstermektedir. Bu tecrübelerin nasıl kullanıld beraber mantığın ve zekanın kıvraklığınıda göstermiktedir. Ayrıca her şeyle uyumluluk sağlamayı da göstermektedir.

kkaynak:HÜRRIYET

Boşanma haberi çocuğa ne zaman verilmeli

Perşembe, Eylül 24th, 2009

Anne ve baba boşandığında çocuk bununla nasıl başa çıkar? Psikolojik Danışman ve Psikolog Yaprak Veziroğlu, boşanmış çiftlerin en çok merak ettiği konularla bilgi verdi.

Çatışmalarda…

Çocukların kavgalarda ebeveynlerden birinin tarafını tutması teşvik edilmemelidir. Eğer çocuğun taraf tutması istenirse, çocuk ile diğer ebeveyn arasında yaşanacak soğukluk çocuğun suçluluk duymasına yol açarak onu olumsuz etkiler.

Çocuğun boşanma nedenini anlayabilmesi için…

Boşanma öncesinde anne ve baba arasında çocuklar tarafından gözlemlenen `çatışma` yaşanmış ya da yaşanmamış olabilir. Bazı ebeveynler hiç kavga etmediklerini, bu şekilde çocuklarını koruduklarını düşünürler. Oysa çocuklar mutlaka neden-sonuç ilişkisini kurarlar. Eğer boşanma öncesinde hiçbir çatışmaya şahit olmadılarsa, anne ve babasının neden ayrıldığını anlayamazlar. Hatta okul öncesi yaştakiler gözle görülür bir problem yoksa sorunu kendilerinin çıkardığını sanabilirler. Bunun tam aksi olan anne ve baba arasında tehdit, dayak, küfür, vb. içeren büyük kavgalar da çocuklar için şahit olunmaması gereken durumlardır. Çünkü çocuğun en güvende hissettiği yuvası çatırdamaktadır ve bu durum çocuğu korkutur. Başına neler geleceğini bilememek çocuğun huzurunu tamamen kaçırır. Dolayısıyla ne çok çatışmalı, ne de süt liman görünen evlilikler boşanmayla sonuçlandığında çocuklar için sonuç olumlu olur. Çocuklar anne ve baba arasında bir sorun olduğunu bildikleri zaman, ayrılma haberini daha anlayışla karşılayabilirler.

Boşanma haberi çocuğa ne zaman verilmelidir?

Anne ve baba, boşanmaya kesinlikle karar vermeden çocukla bu konuyu konuşmamalıdır.

Boşanma haberi çocuğa nasıl verilmelidir?

Anne ve babaları en çok zorlayan bu kötü haberin çocuğa verilme anıdır. Birlikte mi, yoksa anne ya da baba tek başına mı bunu çocuğa söylemelidir? Kötü haberin iyi bir söylenme şekli maalesef yoktur. Bu nedenle çocuğu üzmeden bunu söylemenin bir formülünü aramak faydasızdır. Yapmanız gereken şey suçun kendinde olmadığını anlamasını sağlamak, bundan sonra neler olacağını anlatarak onu hazırlamaktır. Anne ve baba birlikte, detaya girmeden boşanmanın nedeni (cinsellikle ilgili bilgilerden, birini kötüleyen sözlerden kaçınarak), bundan sonra kimin nerede yaşayacağı, ne sıklıkla görüşüleceği anlatılmalıdır. Çocuğun soru sormasına izin vermeli, sorular onun anlayacağı şekilde cevaplanmalıdır. Çocuğun kaldıramayacağı şeyleri o gün ve o an söylemek gereksizdir. Üzerinde durulması gereken en önemli şey, anne ve baba boşansa bile, hala onun annesi ve babası olmaya devam ettiklerini, ayrı evlerde de yaşasalar bunun hiç değişmeyeceğini söylemektir.

Çocuk ne yaşar…

Anne ve babası boşanan çocuğun yaşayacağı en büyük ruhsal sorun, terk edilme korkusudur. Evden giden ebeveynin onu unutacağını, artık sevmeyeceğini sanır. Bu da kendine güvenini zedeler. Kimisi anne ve babasını bu işi başaramamış olmakla suçlar, onları bir araya tekrar nasıl getirebileceğini düşünüp durur. Kötü bir olayı kabullenememe, `yas` sürecinin en doğal parçasıdır. Bir suçlu ararlar. Çoğunlukla evden gideni suçlarlar; ya da kavgalarda kim daha agresif idiyse onu. Özellikle okul öncesi yaştakiler suçluluk, 6-8 yaştakiler üzüntü, 8-9 yaşın üzerindekiler kızgınlık duyarlar. Yetişkinliğe yaklaşmış çocukların boşanmayı kabullenmesi çok daha kolay olur, çünkü neyin neden olduğunu daha iyi bilirler.

Boşanma sonrası

● Her yaştaki çocuklar bir süre bebeksi davranışlar gösterebilirler, öfkeli olabilirler, ya da hastaymış gibi davranabilirler. Böyle zamanlarda cezaya değil fazladan desteğe ihtiyaç duyarlar.

● Hayatınızda birçok şey değişecektir (daha az para, daha az ilgi, daha fazla sorumluluk, yeni okul, yeni ev, yeni arkadaşlar, vb.). Bunları anlayabilmeleri ve kabul etmeleri için onlara şefkatle ama kararlı bir şekilde yaklaşmalısınız.

● Ayrıldığınız eşinizden öç almak için çocuğunuzu görmeyi ya da ona destek vermeyi reddetmeyin.

● Eşinize ne kadar kızgın olursanız olun, onu çocuğunuza kötülememeye çalışın. Dünyanın en kötü annesi/babası da olsa, onun sahip olduğu tek anne/babadır. Bu da onu sevmesi için yeterlidir. Onu eleştirdiğinizde çocuğunuz sevdiği birini sevmemek zorunda kalacak, bu da onu çelişkiye sokup, suçluluk hissetmesine neden olacaktır.

● Düzenli bir ziyaret programının hazırlanması çok önemlidir. Çocuğun kendini terk edilmiş, sevilmeye layık olmayan biri gibi hissetmemesi için ayrı yaşadığı ebeveyninin onu ne zamanlar göreceğini bilmesi gerekir. Ancak o zaman kendini değerli hisseder.

● Ayrı yaşayan ebeveyn, görüşme zamanlarında çocuğuyla birlikte zaman geçirmelidir. Bu vaktin sıklığından çok kalitesi önemlidir. Nadiren bile görüşülse, çocuk `ben annem/babam için çok değerliyim` duygusunu yaşıyorsa problem yoktur. Ancak çocuğunu aldığında onu bir yük gibi görüp, babaanne/anneanneye bırakıp, kendi hayatını yaşayan bir ebeveyn çocuğa bu duyguyu veremez.

● Onunla her görüştüğünüzde özel şeyler yapmaya gerek yoktur. Sıradan vakit de geçirseniz, önemli olan birlikte olmaktır. Sürekli hediyeler alarak kendinizi affettirmeye çalışmayın. Bu şekilde onu sadece doyumsuz yaparsınız. Çocuk her iki evde de normal, kurallı bir hayat yaşamalıdır.

● Kendinizi kötü hissediyorsanız, çocukla duygunuzu paylaşın. Ama bunu yaparken dozajını iyi ayarlamalısınız. `Çok kötüyüm, mahvoldum` gibi olumsuz şeyler yerine `bu günlerde kendimi kötü hissediyorum, ama üstesinden geleceğim` gibi geleceğe yönelik umutlu sözler kullanın.

● Kardeşlerin birbirinden ayrılması çocuklar için ikinci bir yıkımdır. Zaten aile parçalanmışken, bir de kardeşinden ayrılmak çocuk için zordur. Bu nedenle kardeşlerin ayrılmaması önerilir.

Boşanma sonrası çocuklarda görülebilecek psikolojik problemler

Çocuklar bazen içinde bulundukları duruma içe kapanma ya da öfke ile karşılık verir. Utandığı için arkadaşlarıyla görüşmeyen, evden çıkmayan çocuğunuz için mutlaka yardım alın. Bazen de duygularını kontrol edemeyen çocuk basit şeylere sinirlenir, vurur, kırar, kendine veya etrafına zarar verir. Böyle zamanlarda öfkeye öfkeyle karşılık verilirse öfke kışkırtılır, kızgınlık anneye/babaya yönelir. Oysa çocuğun öfkesini boşaltması beklenir, ondan sonra konuşulursa, sakin bir ortamda sorunlar daha rahat çözülür. Çocuğu susturmak için verilecek ceza ise onu daha fazla içine kapatacaktır. Sonunda öfke kendine döner ve `ben kötü biriyim` duygusu gelişir.

Çocuğun duruma tepkisi normal sınırları aşarsa depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları, okul sorunları, davranış sorunları gibi ruhsal sıkıntılar ortaya çıkar. Bu durumda mutlaka bir çocuk ruh sağlığı uzmanından yardım almak gerekir.

http://www.ihlassondakika.com