Anne Ve Bebek | Cilt Güzelliği - Part 15

Anne Ve Bebek

Çocukluk Çağı Diyabeti

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

Çocukluk Döneminde Diyabet ve özellikleri

Diyabet çocukluk çağında görülen kronik hastalıkların başında gelmektedir. Bu çağdaki diyabet vakalarının %98’inden fazlasını İnsüline Bağımlı Diyabet(IDDM) vakaları oluşturur.

Bilindiği gibi IDDM, otoimmün veya Tip 1 diyabet terimleri ile eş anlamlı kulanılmakta ve pankreas beta hücrelerinin harap olduğu kronik otoimmün bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. IDDM genetik yatkınlık zemininde çevresel (kimyasal ve/veya viral) bir faktörün tetik çekici rolüyle başlamaktadır. Genellikle pankreas beta hücrelerinin % 80’i harap olduğunda klinik diyabet bulguları ortaya çıkmaktadır. IDDM prediyabet (klinik diyabet öncesi), klinik diyabet, hastalığın iyileşmediği ancak belirtilerin kaybolduğu dönem ve kronik (süregen) diyabet olmak üzere 4 döneme ayrılarak incelenmektedir. IDDM’e neden olan immünolojik saldırının klinik diyabet bulgularından aylar-yıllar önce başladığı bilinmekte ve son yıllarda hastalığın prediyabet döneminde saptanıp tedavi edilmesi üzerine yoğunlaşılmaktadır.

Çocukluk Döneminde Diyabet Ne Sıklıkla Görülmektedir?

IDDM sıklığı bakımından ülkeler (bölgeler) arasında belirgin farklılıklar vardır. 15 yaş altı çocuklarda IDDM sıklığı Japonya’da 2/100.000, Finlandiya’da 43/100.000’dir. IDDM insidansı10-12 yaş (büyük pik) ve 2-3 yaş (küçük pik) arasında artmaktadır. İskandinav ülkelerindeki veriler özellikle 5 yaş altında IDDM sıklığında artma olduğunu göstermektedir. IDDM soğuk bölgelerde ve kış aylarında daha sık görülür.IDDM için ailesel bir eğilim sözkonusu olmakla birlikte bilinen bir genetik geçiş yoktur. Tek yumurta ikizlerinden birisinde IDDM varsa diğerinde olma riski %35, IDDM’li anne veya babanın çocuğunda görülme riski %6, genel popülasyondaki risk % 0.5′dir.

Çoçukuk Döneminde Diyabetin Bulguları

Diyabetli çocuklar genellikle diyabetin klinik semptomları olan çok idrar yapma (poliüri), çok su içme (polidipsi) ve kilo kaybı bulguları ile hekime başvururlar.Bu bulgular olduğunda genellikle tanı güçlüğü çekilmez. Bununla birlikte hastalığın akla gelmemesi veya atipik klinik bulguların görülmesi tanıda gecikmeye neden olabilir. Bazı çocuklar gürültülü bulgularla ve birkaç gün içinde gelişen diyabetik ketoasidoz tablosu ile başvurabilirler. Acil olmayan başvurudaki bulgular şunlardır:

Daha önce idrar kaçırmayan çocuklarda enürezis (Gece işemesi) başlaması. Bu bulgu idrar yolu enfeksiyonu veya fazla su içmeye bağlanıp diyabet tanısı gözden kaçırılabilir.
Özellikle puberte öncesi kızlarda olmak üzere vaginal kandidiyazis (mantar enfeksiyonu).
Kusma (gastroenterite bağlanabilir)
Kronik kilo kaybı veya büyümekte olan çocuğun yeterli kilo alamaması.
Huzursuzluk ve okul performansında azalma.
Tekrarlayan deri enfeksiyonları.

Çocuklarda Diyabet Koması

Diyabetli çocukların %50’si Diyabetik Ketoasidoz adı verilen ağır klinik bulgularla seyredebilir. Zamanında farkedilmeyen ve tedavi edilmeyen diyabetik ketoasidoz vakalarında ölüme yolaçan koma tablosu görülebilir. Çocuklarda ağır diyabetik ketoasidoz aşağıdaki bulgularla seyreder./

Ağır dehidratasyon (vücudun susuz kalması)
Şok (hızlı nabız atımı, tansiyon düşüklüğü, burun kulak parmak uçları vb. organlarda morarma )
İnatçı kusma
Vücuttaki sıvının azalmasına rağmen devam eden çok idrar yapma
Sıvı kaybına, yağ ve kas dokusu yıkımına bağlı kilo kaybı
Ketoasidoza bağlı yanaklarda kızarma
Nefeste aseton kokusu
Diyabetik ketoasidoza bağlı derin ve hızlı solunum
Bilinç bozuklukları

Çocukluk çağında diyabet tedavisi

Çocukluk çağında ketoasidoz dışı IDDM tedavisi başlıca 4 bileşenden oluşmaktadır: 1. Diyabet eğitimi, 2. İnsülin yerine koyma tedavisi, 3. Beslenme planlaması ve 4. Egzersiz. Bu bölümde diyabet eğitimine kısaca değinildikten sonra insülin replasman tedavisi üzerinde durulacaktır. Bu çağdaki IDDM tedavisinin amaçları şunlardır:

Ailenin katılımı ile çocuk/adolesan ve ailenin ihtiyaçlarını belirleyerek kişisel diyabet bakım planı hazırlanması
Psikososyal destek
Vücuttaki insülin ve şeker dengesinin kontrolü
Normal büyüme ve gelişmenin sağlanması

Bu amaçlara ulaşabilmek için diyabetli çocukların büyüme ile değişen ihtiyaçlarına duyarlı bir tedavi ekibi tarafından izlenmesi gereklidir. Uluslararası Çocuk ve Adolesan Diyabeti Birliği’nin yönergesine göre diyabet tedavi ekibi aşağıdaki kişilerden oluşmalıdır:

Hastanın veya ailenin kendisi
Pediatrik endokrinolog veya çocuk/adolesan diyabeti konusunda eğitilmiş pediatrist
Diayabet eğitimcisi
Diyetisyen
Psikolog/sosyal hizmet uzmanı

Diyabet Eğitiminin Önemi

Diyabet eğitimi diyabet tedavisinin en önemli bileşenidir. Yakın zamandaki yayınlar diyabet eğitimine insülin tedavisine eşdeğer bir önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.Bunun nedeni diyabet bakımını, dolayısıyla metabolik kontrolün iyileştirilmesini etkileyen en önemli faktörün hastaların kendi kendine bakım becerileri olduğunun gösterilmesidir. Çok küçük yaştaki çocuklar dışındaki her yaştaki çocukların kendi yaşlarına uygun ihtiyaçları ve problemleri dikkate alınarak eğitilmeleri gereklidir. Bazen yapıldığı gibi ailenin eğitilmesi yeterli görülmemeli, diyabet bakım bilincinin küçük yaşlardan itibaren geliştirilebileceği unutulmamalıdır.
Diyabetli çocuk ve aileleri için uygulanacak bir eğitimde genel olarak aşağıdaki konuların işlenmesi önerilmektedir:

Diyabetin nedenleri
İnsülin saklanması
İnsülin enjeksiyon teknikleri
Kan şekeri ölçümü
İnsülin dozlarının ayarlanması
Psikososyal ve aile desteği
Hipoglisemi ve tedavisi
Hastalıklar sırasında diyabet tedavisinin düzenlenmesi
Yolculukta diyabet bakımı
Diyabet ve egzersiz
Beslenme ilkeleri
Doğum kontrolü
Alkol ve diyabet
Diyabetin komplikasyonları

Çocukluk Çağı

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

Çocukluk Çağı
MsXLabs.org & Temel Britannica

Çocukluk Çağı, bebekliğin sona erdiği yaklaşık 18. aydan, ergenlik döneminin başla­dığı 12-14 yaşlarına kadar süren bir evredir. Bebeklik dönemi sona erip çocukluk dönemi başlarken dört önemli değişiklik ortaya çıkar: Yürümeyi ve koşmayı öğrenen çocuk, böyle­ce yetişkinlerin yardımına gereksinim duyma­dan çevresini keşfetmeye başlar. Konuşmayı ilerlettikçe, çevresindekilerle daha iyi iletişim kurar. Çevresindeki dünyaya ilişkin anımsadı­ğı bilgiler ve simgeler aracılığıyla düşünerek bazı sorunları çözmeyi başarır. Yakınındaki insanları gözleyerek onları taklit eder.
Çocukluk dönemi,

1. 18 aylıktan başlayarak altı yaşına kadar süren ilk çocukluk
2. Yaklaşık altı yaşından başlayıp 12-14 yaşına kadar süren son çocukluk

olmak üzere başlıca iki döneme ayrılabilir. Bu dönemlerde çocukların dil, düşünce, davranış, başka çocuklarla sürdürdükleri ilişkiler, kendilerini ve başkalarını algılamaları açısından değişiklikler gözlenir.
İlk çocukluk döneminde, çocukların fizik­sel gereksinimleri ve güvenlikleriyle yetişkin­ler ve daha büyük çocuklar ilgilenirler. Yetiş­kinler aynı zamanda çocukların birtakım be­ceri ve değerler kazanmalarına, aile ve toplum yaşamına hazırlayıcı bilgiler edinmelerine de yardımcı olurlar. Bu dönem boyunca çocuklara, giderek daha fazla bağımsızlık ve sorumluluk tanınır. Çocukluk dönemini, er­genlik dönemi izler. Bu dönem de bir öğren­me dönemi olup, insanı yetişkinliğe hazırlar. Ne var ki, dünyanın bazı yörelerinde 14 yaşına gelmiş bir çocuk yetişkin sayılır; çalış­maya başlar, evlenir ve çocuk sahibi olur.

Çocuğun Gelişimini Etkileyen Öğeler
Çocuk başlıca iki etki altında gelişir:

1. Birincisi, çocuğa deneyim kazandıran, öğrenimini belirleyen fiziksel ve toplumsal çevredir. Fiziksel çevre bitkiler, hayvanlar, evler, sokaklar ve taşıtların yanı sıra kitaplar, televizyon, araç gereçler ve oyuncaklar gibi nesneleri kapsar. Toplumsal çevre ise, çocuğun içinde bulundu­ğu çevresine ilişkin bilgileri edinmesini sağla­yan aile ve toplumun bireyleri ile katıldığı eğitsel, dinsel ya da eğlendirme amaçlı top­lumsal örgütlenmelerdir.
2. Çocuğun gelişimindeki ikinci etken ise bi­yolojiktir. Çocuklara ana babalarından kahr tim yoluyla bir dizi gen geçer. Vücudun ne zaman ve nasıl bir gelişim göstereceğini, insan vücudundaki her hücrede bulunan bu genler belirler. Çocuğun cinsiyetini, göz, saç ve deri rengini belirleyen de genlerdir.

Vücut Gelişimi
Çocuklar tam olarak büyüdüklerinde iki ya­şındaki boylarının yaklaşık iki katına, ağırlık­larının ise dört katına ulaşırlar. Bu büyük değişiklik iki ile dokuz yaşları arasında yılda 5-8 cm ve 2-3 kg artışlarla yavaş yavaş gerçekleşir. Daha sonra, en erken 10 yaşında başlayan ve birkaç yıl süren hızlı bir büyü­meyle erişkinlikteki boylarına ulaşırlar. Bu hızlı büyüme dönemi, kızlarda erkek çocuk­lardan iki yıl önce başlar.
Çocukların boy ve ağırlıkları birbirinden değişiktir. Boy, kalıtım ve çevrenin çocuğun gelişimini nasıl etkilediğini gösterir. Boyu etkileyen biyolojik öğeler ırk, kalıtım ve cinsiyettir. Avrupalı ve Afrikalı çocukların Asyalı ve Güney Amerikalı çocuklardan daha uzun boylu olmalarına karşın, dünyanın en kısa boylu insanları olan Pigmeler de Afri­ka’da yaşar. Aynı toplumda yaşayan insanlar arasında bazı aileler ötekilerden daha uzun­dur. Ağırlık açısından kız ve erkek çocuklar arasında fazla fark olmamasına karşın, ortala­malara bakılacak olursa, erkekler kadınlar­dan daha uzun boyludur.
Beslenme, sağlık ve mutluluk boy uzunlu­ğunu belirleyen çevresel etkenler arasında yer alır. Bol ve iyi besin alan çocuklar alamayan­lardan daha hızlı büyürler ve daha uzun boylu olurlar. Çocuklar iyi beslenseler bile, kızamık gibi bazı hastalıklar sırasında büyüme durur. Hastalık sona erdiğinde eskisinden daha hızlı büyüyerek aradaki farkı kapatabilirler. Ne var ki, çok sık hastalanan çocuklar bu farkı hiçbir zaman kapatamayabilir. Mutsuz olan ya da kötü davranılan bazı çocuklarda ise büyümenin durduğuna rastlanmaktadır.

Dilin Gelişimi
İlk Çocukluk
Bu dönemde çocukların ko­nuşmasında köklü değişiklikler olur. 18 aylık bir çocuk 30 kadar sözcük bilir ve “su”, “gel” gibi tek tek sözcüklerle konuşabilir. Bu beceri çocuğun nesneleri, hareketleri ve insanları tanımlamada simge olarak sözcük kullanma­yı öğrendiğini gösterir. Daha sonra, yaklaşık bir ay içinde sözcük dağarcığı birdenbire aşağı yukarı 70 sözcüğü bulur ve “Anne gel” gibi iki sözcükten oluşan cümleler kurmaya başlar. Altı yaşlarında ilk çocukluk dönemi sona erdiğinde ise yaklaşık 8 ile 14 bin arasında sözcük bilir ve uzun, düzgün cümleler kura­bilir.
Çocuğun ilk sözcük ve cümleleri çevresin­deki görünen dünya ile ilgilidir. Dört yaşına gelen bir çocuk, görebildikleri kadar, göre­medikleri ya da geçmiş ve gelecek ile ilgili olarak da konuşmaya başlar. Hiç olmamış olaylarla ilgili düşler ve öyküler anlatır.
Son Çocukluk
Çocuk büyüdükçe karma­şık düşünceleri dile getirmeye ve istediğini anlatmak için hangi sözcükleri seçeceğini düşünmeye başlar. Değişik insanlara göre konuşmasını ayarlamakta da ustalaşır. Yetiş­kinlerle saygılı ve resmi bir dille, arkadaşlarıy­la senlibenli konuşmayı öğrenir. Bebeklerle de “bebek diliyle” konuşur. Dilin inceliklerini kavrar; bilmece ve sözcük oyunlarından hoş­lanır, şiir ve öykü yazmaya başlayabilir. Bazı çocuklar arkadaşlarıyla birlikte geliştirdikleri gizli ve şifreli bir dil kullanır.

Beceri ve Düşüncelerin Gelişmesi
Çocukluk dönemi boyunca çocuklar dünyayı ve kendilerini tanımayı öğrendikleri gibi, başarılı birer yetişkin olmak için gerekli bece­rileri de öğrenirler. Kültürel farklılıklar yü­zünden, çocukların yetiştirilmesi bir toplum­dan ötekine farklılık gösterir. İlk çocukluk dönemindeki öğrenme süreci çocukları son­raki eğitime hazırlar.
İlk Çocukluk
Küçük çocuklar çok hareket­lidir, içinde yaşadıkları fiziksel ve toplumsal dünyayı büyük bir keyifle keşfederler. Göz­lem, taklit, deney ve oyun yoluyla keşiflerini sürdürürken, kendilerini de tanır ve neler yapabileceklerini öğrenirler. Çocuklar çok küçükken, ana babaları ya da bakıcıları onları korumalıdır, çünkü çocuklar bir köpeğin ısı-rabileceğini ya da ateşin yaktığını henüz bilmezler.
Bebek küçücükken bakar, dinler, dokunur, tadar ve hareket eder; bütün bunları düşün­meden, içgüdüsel olarak yapar. Büyüdükçe simgelerle düşünmeye başlar. Bundan sonra, her şeyin nasıl ve niçin olduğunu araştıran sorular gelir. İlk çocukluk döneminde henüz geleceğe ilişkin tasarıları yoktur. Zor bir sorunu çözmeye kalkan küçük bir çocuğun kısa zamanda kafası karışabilir. Küçük bir çocuk nesnelerin yalnızca nasıl göründüğünü düşünür; örneğin hareket eden her şeyin canlı olduğunu sanabilir.
İlk çocukluk döneminde çocuk tanıdığı insanlar, yerler ve olaylarla ilgili beklentiler ve görüşler oluşturmaya başlar. Fabrikalarda ve dükkânlarda neler olduğu, oyunların nasıl oynanacağı, yağmurun neden yağdığı ya da evlerinden yakınlarındaki bir yere nasıl gidile­ceğine ilişkin çeşitli düşünceler geliştirir. Ne var ki, küçük çocuğun düşünceleri eksik ya da yanlış olabilir; örneğin buğdayın fabrikada yetiştiği ya da nesnelerin aşağı düştüğü gibi yukarı da çıkabileceği ya da televizyonun içinde küçük insanların bulunduğunu sana­bilir.
Son Çocukluk
Günümüzde, dünyanın bir­çok ülkesinde 6-12 yaşlar arasındaki çocuklar için ilköğrenim zorunludur. Çocuklar bu dö­nemde, büyüdüklerinde gerekli olacak bilgi ve becerileri öğrenirler. Öte yandan, bazı top­lumlarda avcılık, çobanlık, dokumacılık, me­tal işçiliği ya da çocuk bakıcılığı gibi ustalık gerektiren işlerde çalışan büyüklerin yanında oynayarak ve çalışarak bu becerileri edinirler. Son çocukluk dönemi, genellikle çocukların doğrudan deneyerek öğrendikleri ve kendi kendilerine sorunlarını çözmenin yollarını aradıkları bir dönemdir. Ne var ki, gençler düşünme yoluyla sorunlarını çözme becerisini ancak ergenlik dönemine geldiklerinde kaza­nabilirler.

Toplumsal Gelişme
İlk Çocukluk
Bebeklik süresince çocuklar bakımlarını üstlenen yetişkinler ile yakın bir ilişki içinde olurlar ve onların yanındayken kendilerini güven içinde hissederler. Bu bakı­cılar çoğunlukla çocuğun ailesinden biridir. Çocuğun tanıdığı ve sevdiği bu kişi ya da kişiler yakınında bulunur, ona duygusal açı­dan destek olurlarsa, çocuk başkalarıyla dost­luk kurmaya ve dünyayı keşfetmeye daha istekli olur. Çocuklar yavaş yavaş bakıcıların­dan daha uzun sürelerle ayrı kalmaya başlar ve buna alışırlar. Bir anaokuluna giden ço­cuklar öğretmenleri ile ilişki kurar ve öteki çocuklarla arkadaş olurlar.
Küçük çocuklar duygularını fiziksel davra­nışlarla gösterme eğilimindedirler. Öfkelen­diklerinde vururlar ya da tekmelerler; sevin­diklerinde keyifle zıplar, sıçrar, koşar ya da bağırırlar. Aynı zamanda başkalarının da kendileri gibi düşündüğünü ve hissettiğini sanırlar; kendisinin sevdiği her şeyi herkesin de sevdiğini sanan küçük çocuk yetişkin birine oyuncak armağan edebilir. Çocuklar, doğru olmadığı ya da başkalarına zarar vereceği için değil, kendi başları derde girecek diye bir şeyin kötü olduğunu düşünürler.
Çocuklar çocukluk dönemi boyunca göz­lem ve taklit yoluyla, kitap, öykü ve televiz­yon aracılığıyla çeşitli insanların nasıl davran­dıklarını öğrenirler. Bu yüzden yetişkinler çocuklarının korku ve şiddet içeren televizyon programlarını izlemesine izin vermeyebilirler. Çocuklar özellikle kendilerine benzeyen kişi­lere ilgi göstererek onlar gibi olmak isterler. Kız çocuklar en çok annelerini ve ablalarını, erkek çocuklar ise babalarını ve ağabeylerini taklit ederler.
Farklı kültürlerde, çocukların öğrendikleri aile rolleri önemli ölçüde değişiklikler göste­rir. Dünyada pek çok çocuk anne, baba ve kardeşlerin birlikte yaşadığı bir aile çevresin­de büyür. Öte yandan, İran ya da Ortado­ğu’nun Müslüman topluluklarında bir kız çocuğu, küçük kardeşleriyle birlikte yaşamını kadınlar arasında geçirirken, ergin yaşta er­kek kardeşleri varsa, onlar da ailenin öbür erkek üyeleriyle birlikte evin ayrı bir bölü­münde yaşar.
Son Çocukluk
Bu dönemde arkadaşlar giderek çocuğun toplumsal dünyasının en önemli parçası durumuna gelir. Çocuk ayrıca başka kimselerin kendininkinden farklı duy­gu ve düşünceleri olabileceğini de anlamaya başlar. Duygularını hareketlerden çok söz­cüklerle dile getirir. Bazı davranışların niçin iyi ya da kötü olduğunu anlamaya başlar ve kendi davranış biçimlerini oluşturur. Ana babalar ve ailenin yetişkinleri çocukları ödül­lendirerek ya da cezalandırarak doğru bul­dukları davranış kalıplarını ve ahlaksal değer­leri onlara benimsetmeye çalışırlar. Bazı ço­cuklar yalnız sözle cezalandırılırken, bazıları hoşlandıkları bir şeyden yoksun bırakılarak ya da dayak gibi zararlı ve eski yöntemlerle cezalandırılır.

Çocuk Oyunları
Oyun, çocukluk dönemi boyunca önemli et­kinliklerden biridir. Çocuklar eğlenmek için oynarlar ve oynarken öğrenirler. Tırmanır­ken, yüzerken, bisiklete binerken ya da tahta ve çekiçle oynarken birtakım beceriler kaza­nır ve bunları başka alanlarda uygularlar. Takım oyunları dayanışma ve yarışma gibi toplumsal yaşamda geçerli davranış ölçütleri­ni öğretir. Satrançtan futbola kadar birçok oyun çocukların birtakım kuralları öğrenme­sini ve bu kurallara uymasını gerektirir. Bu da çocukta, kurallarla yönlendirilen davranış ve düşünce biçimlerinin gelişmesine katkıda bu­lunur. Boyalar ve müzik aletleri çocuğun ilgisini resme ve müziğe çeker. Sözcük oyun­ları dil yeteneğinin gelişmesine katkıda bulu­nur. Canlandırma oyunları öğrenme için önemli bir kaynak oluşturur. Çocuklar ana babalarını, itfaiyecileri, kovboyları, futbolcu­ları, şarkıcıları ya da öğretmenleri ve öğrencileri canlandırırken becerilerini sergiler ve başkalarıyla bir arada yaşamayı öğrenirler. (bak. Çocuk Oyunları)

Hamile miyim

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

Acaba hamile miyim?” ; “Acaba eşim/arkadaşım hamile mi?”… Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olup olmadığını söyleyebiliyor…

Bazı belirtiler gebeliğin habercisi olsa da kesin bir gebelik varlığını göstermez, zira başka durumlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Yine de kesin tanı için gebelik testi yaptırmanız gerektiğini unutmayın!

Sorunun cevabını nasıl alacaksınız?

Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterir. Bunlar:
-Beklenen adetin başlamaması
-Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)
-Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi
-Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet
-Bulantı ve bazen kusma
-Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi
-Sık idrara çıkma
-Vajina salgılarının artması
-Eğer gebelik düşünmüyorsanız mutlaka doktor önerisiyle bir aile planlaması yöntemi uygulamalısınız.

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.

KESİN CEVABI NASIL ALACAKSINIZ?

Gebelik Testleri Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.

Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri: Kanda ß-HCG belli bir eşik seviyesine ulaştığında idrara çıkmaya başlar ve gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG”nin varlığının ya da yokluğunun saptanmasına dayanır. Çeşitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına bağlıdır.

Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).

Laboratuarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.

Kan testi (beta HCG): İdrar testleri ß-HCG”nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG”nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.

Ultrasonla Gebelik Tanısı

Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.

Dr. Kağan Kocatepe

Bebeğiniz Neler Yapabilir

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir.

Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir…

İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.
-Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) bebeğin tek hareketleri olabilir.
-Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.
-Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.
-Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
-Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.

BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!
-Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.
-Emerek kendini sakinleştirebilir.
-Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.
-Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.
-Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.
-El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.

İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.
-Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.
-Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.
-Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.
-90-180 derece izleyebilir.

DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.
-Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.
-Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.
-Kendi kendine oynayabilir.
-Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.
-Çığlık atmayı dener.
-Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.

ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Artık herşeyi görüp izleyebilir.
-Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.
-Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.
-Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.
-Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.
-Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.
-Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.
-Sesli güler, çığlıklar atar.
-Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
-Yabancıları ayırmaya başlayabilir.
-Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.

DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.
-Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. ‘Baba’, ‘mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar.
-Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.
-Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.
-Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.
-Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.
-9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
-Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.
-Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.

Dil gelişimi:
-Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. ?ba?, ?ma? gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. (Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.)
-Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.
-Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.
-Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. (Tabiki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.)

BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?
-Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. (Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin).
-Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar.
-Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir.
-‘Mama’ ve ‘baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir.
-Uyduruk bir dille konuşabilir.
-Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür.
-Oyuncağını size verir, geri alır.
-Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir.
-Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır.

ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır.
-Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir.
-Üst üste 2 küp koyabilir.
-Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır.
-Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir.
-En az 1 anlamlı kelime söyler.

ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
-Koşabilir, topa vurabilir.
-İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar.
-Vücut kısımlarını bilir.
-5-10 kelimesi olabilir.
-İsteklerini belirtebilir.
-3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir.
-Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir.

İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
İki yaşında fiziksel gelişim
-Sürekli hareket halindedir.
-Kolay yorulur Koşar ve tırmanır.
-Tek başına merdiven iner ve çıkar.
-Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir.
-3-5 küpü üst üste koyar.
-Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar.
-Büyük butonları açıp kapatabilir
-Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. (Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.)
-Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir.

İki yaşında sosyal gelişim:
-Oldukça gerçekçi taklitler yapar.
-Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir.
-Cinsiyetini bilir.
-Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir.
-Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz.
-Paylaşmayı sevmez.
-Her şeyi ‘benim’ diye sahiplenir.
-Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir.

İki yaşında duygusal gelişim:
-Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır.
-Bağırıp çağırır, yumruklar atar.
-Kendi istediklerini yapmak ister.
-Günlük düzen bozulunca sinirlenir.

İki yaşında zihinsel gelişim:
-Konuşmaya ilgisi artmıştır.
-Çocuk dili kullanır.
-3-5 kelimeli cümleler kurar.
-Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir.
-Kendi işini kendi yapar.
-İkna etmek giderek zorlaşır.
-Alternatifler arasında seçim yapamaz.

ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Üç yaşında fiziksel gelişim
-Kendi kendine yardımsız yemek yer.
-Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür.
-Üç tekerlekli bisiklet sürer.
-Merdiven inip çıkar.
-Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.
-Büyük butonları açıp kapayabilir.
-Pastel boyaları daha iyi kullanır.
-Süt dişleri düşebilir.

Üç yaşında sosyal gelişim:
-Anne, babasını idolleştirir.
-Telefona cevap verir.
-Büyüklerden onay almak ister.
-Sınırlamaları sürekli test eder.
-Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder.
-Hayali bir oyun arkadaşı olabilir.
-Diğer çocuklarla oyunlar kurar.
-Oyunda sırasını bilir.

Üç yaşında duygusal gelişim:
-Daha sakin ve uyumludur.
-Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir.
-Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir.
-Bazen bebek gibi davranabilir.
-Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir.

Üç yaşında zihinsel gelişim:
-Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir.
-Yaklaşık 1.000 kelime bilir.
-Bazı gramer prensiplerini kavrar.
-Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir.
-Temel renkleri tanıyabilir.
-Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir.
-Merak edip sorular sorar.
-Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir.

DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Dört yaşında fiziksel gelişim:
-Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar.
-Kolay yorulur.
-Sakardır.
-Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar.
-Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.
-Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker.
-Bildiği nesnelerin resmini çizer.

Dört yaşında sosyal gelişim:
-20 dakika süreyle televizyon seyreder.
-Son karar için ailesine danışır.
-Sınırlamaları test eder.
-Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır.
-Grup aktivitelerine hazırdır.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder.

Dört yaşında duygusal gelişim:
-Zaman zaman bebek gibi davranır.
-Yeni korkular gösterebilir.
-Şakacı olma eğilimindedir.

Dört yaşında zihinsel gelişim:
-Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar.
-Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır.
-Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.
-Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. (dün,bugün,yarın)
-Sürekli ‘neden’ diye sorar.
-Yardımsız oyuncaklarını toplar.
-Basit işlerde yardım etmeyi sever.
-Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar.
-Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir.

BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
5 yaşında Fiziksel gelişim:
-Süt dişleri düşmeye başlayabilir.
-Sağ veya sol el tercihi belirginleşir.
-Ayrıntılı yapıları kurar.
-Kolay yorulur.
-Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.
-Semistructured oyunlara katılmaya başlar.
-Hareketli oyunlardan hoşlanır.
-Sesli ritim çalgılardan hoşlanır.
-Doğum ve üreme hakkında sorular sorar.

Beş yaşında duygusal gelişim:
-Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.
-Kolayca utanır and cannot yet laugh at self.
-Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar.
-Aşırı yaramazlıklar yapar.
-Bağımsızlıktan hoşlanır.
-Ağır başlı ve güvenilirdir.

Beş yaşında sosyal gelişim:
-Kurallara daha fazla uyumludur.
-Bazen ispiyon (tattle), kötü söz (name-call), vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir.
-Farklı cinsiyet rollerini bilir.
-Basit grup ödevlerine uyum gösterir.
-Büyükleri sevindirmekten hoşlanır.
-Takes turns during playing and speaking.
-Diğer çocuklarla daha rahattır.
-Aile aktivitelerine çok ilgilidir.

Beş yaşında zihinsel gelişim:
-Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.
-Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir.
-Has developed an overall image of self.
-Gerçekleri ister.
-Temel renkleri bilir.
-Sağ ve sol kavramını anlar.
-2.000-2.500 kelime bilir.
-Kolay ev işlerine yardım edebilir.
-Adres ve telefon numarası öğrenebilir.
-10’a kadar sayabilir.
-Karşıtlık kavramını anlamaya başlar.
-6-8 kelimeli cümleler kurabilir.
-Paraları ayırt eder.
-Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar.
-Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder.
-Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır.

ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Altı yaşında fiziksel gelişim:
-Oyunlarda aktif rol almayı sever.
-Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir.
-Banyo yapmak istemeyebilir.
-Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.

Altı yaşında duygusal gelişim:
-Ruh hali oynaktır.
-Eleştirilmekten hoşlanmaz.
-Yanlış yapmaktan çekinir.

Altı yaşında sosyal gelişim:
-Oyun oynarken kurallar koyar.
-Arkadaşlarını değerlendirebilir.
-Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar.
-Özgürlüğüne düşkündür.

Altı yaşında zihinsel gelişim:
-Basit ev işlerini yüklenebilir.
-100’e kadar sayabilir.
-Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar.
-Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir.
-Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez.
-Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar.

SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?
Sekiz yaşında fiziksel gelişim:
-Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.
-Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır.
-Kilosu ve boyuyla ilgilenir.
-Sonsuz enerjisi vardır.

Sekiz yaşında sosyal gelişim :
-Tartışır, bazen üstünlük taslar.
-Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir.
-Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir.
-Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.
-Sır saklar.
-Karşı cinse biraz hırçındır.

Sekiz yaşında zihinsel gelişim :
-İdealistir.
-Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar.
-Verilen işi bitirmekten gurur duyar.

Sekiz yaşında ruhsal gelişim :
-Hemen utanır.
-Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder.
-Umudu kolay kırılır.

Kynak: Amerikan Hastanesi

APGAR Skorlaması Nedir

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek her anne baba adayının ilk isteğidir. Oysa bebeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için uzmanlar, doğar doğmaz kilo ve boy ölçümünden daha önemli bir değerlendirme yaparlar…

“APGAR skorlaması” adı verilen bu değerlendirme, her yeni doğan bebeğe yapılmaktadır. Memorial Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Uz. Dr. Ercan Tutak, yeni doğan bebeğe yapılan APGAR Testi hakkında bilgi verdi.

APGAR testinde nelere dikkat ediliyor?

5 objektif bulguya verilen puanlardan toplanan skorun 10 olması APGAR skoruna göre yeni doğmuş bebeğin durumunun mükemmel olduğunu gösterir. Bu 5 bulgu;

- Bebeğin kalp hızı,
- Solunum sayısı
- Kas tonusu
- Refreks cevabı
- Deri rengidir.

Doğumdan 1 dakika sonra

Solunum desteği gerekip gerekmediği, bebeğin doğum esnasında hayati organların kan ve oksijen alışverişlerinin durumu değerlendirilmektedir.

Doğumdan 5 ve 10 dakika sonra

İlerideki sinir sisteminin gelişiminin değerlendirilmesi, yeni doğan dönemindeki ölümler açısından, 1. dakika APGAR skoruna göre daha doğru fikir verir.

APGAR skorlamasını etkileyen nedenler

Anne ve bebeğe bağlı sebeplerin her biri APGAR skorlamasının düşük olmasına sebep olur. Doğum öncesi ve doğum sırasında bebeği sıkıntıya sokabilecek anne ve bebeğe ait birçok faktör APGAR skorlamasını etkileyen nedenlerdendir.

Annenin alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, hipertansiyon ve damar hastalıklarının olması, plasentanın erken ve önde gelmesi, doğumun uzaması anneye ait sebepler olarak sıralanabilir.

Doğum sırasında anestezi süresinin uzaması, kordon dolanması, mekonyum ilk kaka yutması, bebeğin kas ve sinir hastalıkları, doğumsal anomaliler, solunum yolu tıkanıklıkları, kullanılan ilaçlar, doğuştan kalp hastalıklarının olması, akciğer enfeksiyonları ve doğum travması ise bebeğe ait faktörler olarak gösterilebilir.

Özellikle 10.dakika APGAR’ın düşük olması ilerideki nörolojik hasarı gösterebilmesi açısından önemlidir. Bu çocukların takibi daha dikkatli yapılmalıdır. Bu skorlama özellikle doktorun çocuğu takibinde kolaylık sağlar. APGAR skoru yüksek çıkan çocuklarda da bazen nadiren de olsa sonraki günlerde sağlık problemleri görülebilir.

Sağlıklı bir şekilde yaşama merhaba diyen çoğu bebeğin APGAR skoru 8′in üzerindedir. Ancak bebeğin sağlıklı olduğunun tek göstergesi değildir.