Aile Ve Sağlık | Cilt Güzelliği

Aile Ve Sağlık

evde sigara içinler bu haberin başına

Cumartesi, Mart 27th, 2010

evde içmek bildiğimiz üzere zararlı İngiltere`de yapılan araştırma, her yıl 15 binden fazla çocuğun, evlerinde içilen dumanından etkilenerek, astım hastalığına yakalandığını ortaya koydu.

null
gazetesinin internet sitesinde çıkan habere göre, “Royal ” adlı tıp kurumu tarafından hazırlanan raporda, evde içilen dumanından etkilenen on binlerce çocukta astım hastalığının yanı sıra göğüs enfeksiyonu ve kulakla ilgili sağlık sorunlarının görüldüğü belirtildi.

Rapora göre, evde soludukları dumanı nedeniyle her yıl 3-16 yaş grubundaki 15 bin 400 çocuk astım hastalığı, 2 yaş ve altındaki 20 bin 500 çocuk göğüs enfeksiyonu ve 16 yaş altındaki 121 bin 400 çocuk orta enfeksiyonu gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor.

dumanı solumayla bağlantılı olarak her yıl 16 yaşın altındaki 600 çocukta hastalığı görülüyor. 7 bin 200 bebekte hırıltılı soluma başlangıcı belirlenirken, her yıl 40 çocuk ani ölümü sendromundan hayatını kaybediyor. Read the rest of this entry »

Ailemde yok demeyin, sizde de çıkabilir

Cuma, Temmuz 24th, 2009

Meme kanserine karşı uyanık olun

Meme kanseri kadınların kanserleri arasında birinci sırada yer alıyor. Bazı toplumlarda 10 kadından biri, bazılarında ise 8 kadından biri meme kanseriyle karşı karşıya. Yaş arttıkça risk de artıyor. Bu nedenle “Ben yaşlandım, bundan sonra şey olmaz.” diyerek belirli aralıklarla yapılması gereken test ve incelemeleri yaptırmamak tehlikeli.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserinin eskiden 40 yaşın üzerindeki kadınlarda sık görülürken artık 20′li ve 30′lu yaşlarda da rastlanılabilen hastalık haline geldiğine işaret etti. En önemli risk faktörlerinden biri kişinin ailesinde meme kanseri olması. Eğer kadının annesi, kız kardeşi, teyzesi ve teyze kızlarında meme kanseri varsa risk büyük. Baba tarafında kanser varsa da risk artıyor.” dedi.

Kadınların “Benim ailemde kanser yok, bende de olmaz.” diye düşünmesinin yanlışlığına değinen Prof. Uras, “Ailesinde meme kanseri olmaması risk olmadığını göstermez; ama olması ciddi risk artışıdır. Ailenin birden fazla ferdinde meme kanseri varsa da risk artar. Ancak kişinin ailesinde kanser yoksa risk de ortadan kalkmıyor. Meme kanserli hastaların %5-10′unun ailesinde meme kanseri var, geri kalanın ailesinde yok.” diye konuştu.

Prof. Uras, meme kanseri ile ilgili risk faktörlerini şöyle sıraladı:

 Erken adet görmek (11 yaş altında görmek).
 Geç menopoza girmek (50 yaş üzerinde girmek).
 Doğum yapmamak.
 Geç doğum yapmak.
 30 yaşından sonra doğum yapmak riski artırıyor.
 Hormonal ilaçlar kullanmak.
 Göğüs bölgesine genç erişkin döneminde çok radyasyon alması, çok akciğer filmi çekilmesi.
 Şişmanlık
 Alkol kullanımı
 Memesine çeşitli nedenlerle biyopsi yapılması ve parçanın patolojik incelemesinde meme kanseri risk artışını gösteren bulguların saptanması

Risk yoksa da, ilk mamografi 35′de yapılmalı

Meme kanserinin erken dönemde yakalanması önemlidir. Ancak kişinin risk taşıyıp taşımadığının da hekim tarafından belirlenmesi gerekiyor. Prof. Cihan Uras, kadının önemli risk taşımasa da ilk mamografisinin 35′de yapılmasını öneriyor. Eğer sorun yoksa 40′a kadar normal muayenelerin sürmesi gerektiğini vurguluyor. 40 yaşından itibaren kadının memesinin durumuna, klinik bulgulara göre yılda ya da iki yılda mamografi yapılması, her yıl muayene edilmesi önem taşıyor. 50 yaşından sonra ise her yıl mamografi ve klinik muayene şart.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

 Ele gelen kitle.
 Meme başından gelen her akıntı kanser habercisi değildir. Bol sulu akıntılar ve meme başından gelen kanlı akıntılar meme kanseri nedeniyle olabilir.
 Hastalar en çok sulu akıntıda yanılırlar, bu berrak kötü şey değil diye düşünülür. Oysa araştırılmalıdır.
 Kanlı akıntı çok önemlidir (aksi ispatlanana kadar).
 Meme başında çekilmeler, şekil bozuklukları.
 Meme derisinde çekintiler.
 Meme başında egzamaya benzeyen yapılar, koyu kısımda kabuklu, egzama benzeri deri lezyonu varsa mutlaka değerlendirilmelidir.
 Ciltte portakal kabuğu görünümü.
 Memede ani kızarma ve şişme olması. Bu tür görünüm enfeksiyona bağlı olabileceği gibi iltihabi tip denilen meme kanserinin de habercisi olabilir.
 Koltuk altında ele gelen şişmiş bezeler

Tanıda 4 yöntem var

Meme kanserinin tanısında klinik muayene, mamografi, ultrasonografi ve meme MR’ının da çekilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Cihan Uras, “Bunların hiçbirinin birbirine üstünlüğü yoktur, MR yaptıralım her şey ortaya çıkar diye durum söz konusu değildir. Hangi inceleme hangi kadına yapılmalı buna hekimin karar vermesi doğru yaklaşım olacaktır.” diye konuştu.

Memesinde kitle(yumru) saptanan kadınlarda ince ya da kalın iğne ile biyopsi yapılabilir. Ancak kitlenin tamamı direkt çıkarılmamalıdır, eğer direkt çıkarılacak ise bu ameliyathane şartlarında bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Ameliyat esnasında patolojik inceleme yapılıp gerekirse işleme devam edilebilir. Erken meme kanseri tanısı koyduran önemli bulgu da mamografide görülen kireçlenmelerdir.

Bunların da aydınlatılması gerekir. Çeşitli yöntemlerle çıkarılıp tanısı konulabilir. İğne ya da radyoaktif madde ile bu kireçlenmelerin yerleri işaretlenerek çıkarılır. Bu kireçlenmeler grup oluşturuyorsa, şekilleri birbirine benzemiyorsa, sayıları 4-5 taneden fazla ise incelenmesi gerekmektedir.” dedi.

Tümörün büyüklüğü ameliyatı etkiler mi?

Meme kanserinin tedavisinde birincil tedavi cerrahi yöntemdir. Erken evre meme kanserlerinde ( ve ikinci evrelerde)öncelikle cerrahi tedavi uygulanır. Ancak İlerlemiş kanserlerde ilk tedavinin cerrahi olmaması gerektiğini belirten Prof. Uras, “Önce kemoterapi ile kitle küçültülüp, evresi düşürülmeli, ardından cerrahi yapılmalıdır. Hangi hastaya cerrahi, hangisine kemoterapi yapılacağına hekim karar vermelidir.” diye konuştu.

Kadınlara meme koruyucu cerrahi yapmayı çok önemsediklerini ancak her kadında bunun mümkün olmadığını anlatan Prof. Uras şunları söyledi: “Memenin alınıp alınmama kararını etkileyen faktörler memenin büyüklüğü, tümörün çapı ve tümörün memede çok odaklı olup olmamasıdır. Büyük memede tümör büyük olduğu halde meme korunabilirken, küçük memede daha küçük tümör memenin alınmasını gerektirebilir.”

Koruyucu meme cerrahisinde tümör onkolojik prensiplere uygun olarak çıkarılmalıdır ve bu işlemden sonra memenin estetik görünümü de iyi olmalıdır. Erken evredeki meme kanseri memenin içinde birden fazla odakta olduğunda koruyucu meme cerrahisi ile tedavi edilemez. Bu durumda da mastektomi denilen memenin tümünün alınması işlemi yapılmalıdır. Bu tür hastalar isterlerse aynı seansta protez konularak meme rekonstrüksiyonu yapılabilir.

Silikon kullanımı meme kanseri teşhisini zorlaştırır mı?

Silikon meme dokusunun arkasına konulduğundan, tomografi ve MR’daki gelişmeler sayesinde kadınların meme takibi yapılabiliyor. Silikon büyük engel yaratmıyor. Meme takibi yaparken çok küçük ipuçlarından meme kanseri tanısı konulabiliyor. Kadınlara gereksiz yere biyopsiler yapılmasını tercih etmediklerini anlatan Prof. Uras, kadınların meme kontrolleri için meme ile uğraşan genel cerrahi uzmanlarına gitmeleri gerektiğini söyledi. Hiçir zaman için tek başına mamografiye güvenilmemesi gerektiğine değinen Prof. Uras, “Diğer radyoloji yöntemleriyle, tüm risk faktörleriyle kadını bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Sadece test tek başına yeterli değildir.” diye belirtiyor.

Her meme kanserinde koltukaltı lenf bezlerinin
tamamı alınmalı mı?

Koltukaltı lenf bezlerinde kanserli hücrenin olup olmadığı ameliyat sonrasındaki tedavinin planlanmasında çok önemlidir. Hastalığın evrelemesinde koltukaltı lenf bezlerinde kanserli hücre olup olmaması belirleyicilerden birisidir. Eskiden meme kanseri olan hastaların hepsinde koltukaltındaki lenf bezlerinin tamamı çıkarılıyordu. Ancak son yıllarda “sentinal lenf bezi biyopsisi” kavramı gündeme geldi. “Sentinel lenf bezi” memeden gelen lenf sisteminin ilk durağıdır ve “bekçi lenf bezi” şeklinde özetlenebilir.

Sentinel lenf bezinde kanser hücresi yoksa koltukaltı lenf bezlerinin tamamının çıkarılması gerekmez. Ancak sentinel lenf bezinde kanser hücresi bulunan hastalarda koltukaltındaki lenf bezlerinin alınması gereklidir.

Sentinel lenf biyopsisi yönteminde ameliyattan belirli süre önce hastaya radyoaktif madde ve ameliyattan hemen önce özel boya verilir. Gama dedektör ve gama prob ile radyoaktif maddeyi tutan ve boyanmış lenf bezinin yerini belirleyerek bu bezeyi çıkarıyoruz. Ameliyathanede patoloji doktorları ön inceleme ile bu ilk (bekçi) lenf bezinde kanser hücresi olup olmadığını belirliyorlar.

Eğer kanserli hücreye rastlanmazsa koltukaltındaki lenf bezleri alınmıyor. Bunun aksi söz konusu ise, yani sentinel lenf bezinde kanser hücresi varsa koltukaltındaki lenf bezlerinin tamamı çıkarılıyor. Lenf bezlerinin tamamının çıkarılmaması meme kanseri nedeniyle ameliyat edilen hastalarda diğer kazançlarının yanı sıra kolda şişmenin ömür boyu önlenmesini sağlıyor.

Evde Yapılan Gebelik Testi Güvenilir midir

Çarşamba, Temmuz 15th, 2009

İdrarda yapılan gebelik testleri ilişkiden hemen sonra sonuç vermez. Testin doğru sonuç vermesi için çoğu zaman adet gecikmesi olması gereklidir. Yani hamilelik süphesi olan ilişkiden sonra yaklaşık 14 gün geçmesi gerekir.

Hamile olduğundan şüphelenen ve adet gecikmesi yaşayan pekçok kadın eczaneden kolayca temin ettiği gebelik testi ile hamile olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Bu hem son derece ucuz, hem kolay hem de özel yöntemdir. Özeldir çünkü testi uygulayan kadından başka kimse sonucu bilemez. Pekçok kadın için bu önemli özelliktir. Kadın hamile olup olmadığını herkesten önce öğrenmek ve bu özel anı doyasıya yaşamak ister. Tam tersi şekilde istenmeyen gebelikten korkan kadın da hamile olup olmadığını başkalarının bilmesini istemeyebilir.

Her yıl tüm dünyada milyonlarca gebelik testi satılmaktadır. Evde yapılan gebelik testi anlamında “home pregnancy test” (HPT) olarak adlandırılan bu yararlı kitler her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Hatalı pozitif ya da hatalı negatif sonuçlar kişide hem psikolojik hem de fiziksel travmaya neden olabilir. Bu nedenle gebelik testi kitlerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekir.

Öte yandan e-posta ile gelen pekçok sorudan HPT’lerin ne zaman ve nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunmadığı sonucu çıkmaktadır.

HPT gebeliği nasıl saptar?

gebelik oluştuğunda herhangi testin bu gebeliği saptayabilmesi için hCG adı verilen hormonun varlığı temel şarttır. hCG yalnızca gebelikte salgılanan hormondur ve salgılanabilmesi için döllenmiş yumurtanın blastokist aşamasına ulaşıp rahim içine yerleşmesi gerekir. Bu genelde yumurtlamayı takiben 6-10 gün içinde meydana gelen olaydır. Teorik olarak hCG döllenmeyi takip eden 9. gün civarında salgılanmaya başlar. Hormonun kanda yeterli düzeye ulaşıp idrarla da atılması için ek zamana gerek vardır. Çok erken dönemlerde hormon kanda yükselmeye başlamasına rağmen idrarl atılması gecikebilir. Normalde gebe olmayan kadında kandaki hCG düzeyi mililitrede 10 milienternasyonel üniteden (mIU) daha düşüktür

HPT’nin hassasiyeti ne demektir?

HPT’nin hassasiyeti idrarda saptayabildiği en düşük miktardaki hCG değeri anlamına gelir. Bugün piyasada satılan pekçok gebelik testinin hassasiyeti 20-50 mIU/mL arasındadır. Yani hCG değeri 20-50 mIU/mL’nin altındaysa test sonuç vermez. Oysa kan testi hCG değerini tam olarak yansıtır.Bu nedenle kan testi daha adet gecikmesi ortaya çıkmadan sonuç verebilir.

Testin duyarlılığı yani hassasiyeti ne kadar yüksekse yani ölçebildiği hCG düzeyi ne kadar düşükse gebeliği erken dönemde gösterme olasılığı da o kadar yüksektir.

HPT nasıl yapılır?

Her gebelik testinin kendine ait özellikleri olabilir. Bu nedenle eczaneden test aldığınızda kullanma talimatını mutlaka okuyunuz.

Test için en uygun örnek orta akım idrarıdır. Yani idrar yapmaya başlayıp biraz idrarı boşa akıttıktan sonra idrar örneği almanız daha uygundur. Testin özelliğine göre idrarınızı kaba alıp damlalık ile damlatmanız, idrar kabına batırmanız ya da direkt olarak idrarınızı yaparken testi akan idrara tutmanız uygulanabilecek yöntemlerdir.

HPT en erken ne zaman sonuç verir?

Daha öncede belirttiğim gibi gebelik testinde gebeliğin saptanabilmesi için embryonun rahim içine yerleşmiş olması gerekir. Bu nedenle test en erken yumurtlamadan sonraki 8-9. günde saptanabilir. Ancak yumurtlamanın geç olması, embryonun beklenenden daha geç yerleşmesi gibi nedenler ile bu dönemde yapılan idrar testi genelde negatif çıkar. Bu dönemde yapılan gebelik testinin negatif çıkması hatalı negatif anlamına gelmez ve hamile olmadığınızı göstermez. En akılcı ve ekonomik yaklaşım adet kanamasını beklemek eğer gecikme olursa test yapmaktır.

2001 Ekim ayında JAMA dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı araştırmada adet gecikmesinin olduğu günde yapılan idrarda gebelik testinin duyarlılığının %90 olduğu saptanmıştır. Geriye kalan %10 olguda daha henüz embryo rahime bile yerleşmemiştir. Yine aynı çalışmaya göre bu testlerin duyarlılığı en fazla adet gecikmesinden 1 hafta sonra olmakta ve %97′ye kadar çıkmaktadır.

Bu nedenle adet gecikmesinin takip eden 1-2 günde yapılan test negatif çıktığında mutlaka 1 hafta sonra test yeniden yapılmalıdır.

Testi yapmadan önce idrar ne süre ile tutulmalıdır?

Testi yaptığınız gün ne kadar geçse idrar tutmanız gereken süre o kadar azdır. Örneğin beklediğiniz adet kanaması 1 hafta geçmiş ise idrar tutmadan herhangi zamanda testi yapabilirsiniz. Öte yandan adet kanamasını beklediğiniz gündeyseniz ya da adet kanamanız 1-2 gün geciktiyse bu durumda 4 saat idrar yapmayıp daha sonra testi yapmalısınız.

Test nasıl yorumlanır?

Piyasada satılan değişik markalardaki idrar testleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle kullndığınız testin kullanma talimatını mutlaka dikatlice okuyunuz.

Genelde idrar testlerinde 3 tane pencere bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki pencereye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir (kontrol penceresi). Diğer pencere ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu penceresinde ya çizgi ya da artı işareti çıkar. Sonuç penceresindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç peceresinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.

Gebelik testinin sonucu okunurken testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman süresince beklenmelidir. Bazı durumlarda test negatif olmasına rağmen süre daha beklendiğinde hafif çizgi ortaya çıkabilir. Bu şüpheli sonucu belirtir. Ya hamile olmanıza rağmen hCG değeri testin saptayabileceği düzeylere ulaşmamıştır ya da hamiel değilsinizdir ancak test reaksiyon vermektedir. Her iki durumda da testin 1-2 gün sonra tekrar edilmesi ya da kanda gebelik testi yapılması uygundur. İdeal olan testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman sonrasında sonucu yorumlamaktır.

Test neden hatalı sonuç verir?

Testin hatalı negatif sonuç vermesinin temel nedeni duyarlılığının kandaki düşük düzeydeki hCG değerlerini saptamaya yetmemesidir. Testin erken yapılması bunda en önemli faktördür. Testin bozuk ya da son kullanım tarihinin geçmiş olması da diğer etkendir.

Hatalı pozitif sonuçlar ise daha nadir görülür. Bu gibi durumlarda bazen idrardaki başka hormona (örneğin LH) çapraz reaksiyon gelişebilir. başka neden de kimyasal gebeliklerdir. Çok erken dönemde test pozitif çıkmasına rağmen daha sonra klinik olarak gebelik fark edilemeden embryo canlılığını yitirir ve kan hCG değerleri düşmeye başlar.
İnfertilite tedavilerinde yumurta çatlatmak amacıyla yapılan hCG enjeksiyonları sonrasında da hatalı pozitif sonuçlar görülebilir. Bu nedenle test son hCG enjeksiyonundan 10-14 gün sonra yapılmalıdır.

Testin hatalı pozitif sonuç vermesi oldukça nadirdir.Bu nedenle pozitif sonuç varlığında ek incelemeye gerek duyulmazken negatif olması mutlaka gebe olunmadığı anlamına gelmez

İçinde hCG içermeyen ilaçlar hatalı sonuca neden olmaz. Kısırlık tedavisinde kullanılan yumurtlama uyarıcı ilaçlar da dahil olmak üzere hiç antibiyotik, ağrıkesici, doğum kontrol hapı testin hatalı sonuç vermesine neden olmaz ya da gebelik varlığında testin pozitifleşme sürecini geciktirmez. Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de HPT’lerin doğru sonuç vermesini engellemez.

Uyarılar

Her türlü adet gecikmesi mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli sağlık sorunudur. Testin negatif çıkması durumunda eğer adet kanamanız hala daha başlamadıysa mutlaka jinekoloğunuzla görüşmelisiniz.

Testin pozitif olması normal gebelik olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır. Öte yandan adet gecikmesi olan kadında testin negatif sonuç vermesi gebeliğin ilerlemesine neden olacaktır. Bu sırada gebelikte kullanılmaması gereken maddeleri kullanmanız ya da gebelik için uygun olmayan davranışlarda bulunmanız bebeğinize zarar verebilir. Bunun istenmeyen gebelik olması durumunda ise sonlandırılması için yasal sınır aşılabilir.

Her adet gecikmesi durumunda test pozitif ya da negatif olsun mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz

Gebelik ve Diabet

Çarşamba, Temmuz 15th, 2009

Şeker hastalığı toplumda sık görülen hastalıkların başında gelmektedir. Dolayısıyla gebelikte de birliktelik olabilmektedir.

Tanımlar:

Diyabetes Mellitus: İnsülinin mutlak göreceli yokluğuna bağlı metabolik hastalıktır.2 ye ayrılır.

Tip 1 : İnsülin yoktur ve tedavide yerine koyulur.
Tip 2 : Anormal insülin sekresyonu ve hedef hücrelerde insülin rezistansı vardır.

Gestasyonel Diyabet

İlk kez gebelikte saplanan çeşitli şiddet derecelerindeki karbonhidrat intoleransıdır. Ve genellikle 20. Haftadan sonra ortaya çıkar. Gebeliği komplike eden diyabetin büyük bölümünü (%90) kapsar.

Overt Diyabet

Gebelik öncesi diyabet tanısının var olmasıdır . İlk 3 ayda koyulan diyabetin tanısı da overt diyabettir. Gebelikteki diyabetin %10nunu oluşturur.

KLASİFİKASYON

Diyabetik bayanlarda gebelik insülin bulunmadan önce beklenmeyecek olaydı. . Sonrasında diyabetin ciddiyetine göre fetal riskin belirlendiği ve buna göre de doğum zamanının tayin edildiği WHİTE sınıflamasının geliştirlmesiyle tedavi şekillenmiş ve doğum nedenli ölümler azalmıştır.

Amerikan Obstetrisyen ve Jinekolojistleri Cemiyeti’nin sınıflaması bugün kullanılan sınıflamadır.

Diyabetik gebenın açlık glukozu <105 mg/dl ise A1 sınıfına girer. Tedavi;Diyet
>150 mg/dl ise A2 sınıfına girer. Tedavi;İnsülin

Diğer tüm diyabet şekillerinde tedavi insülin iledir.

TANI

Gebeliğin sebep olduğu insülin rezistansı beta hucrelerinde strese neden olur. Bu da gizli şeker bozukluklarının gebelikte araştırılması için uygun ortam oluşturur. Bazı bayanlar erken gebelikte normal test sonuçlarına sahip olabilirler. Fakat insülin sentez yeteneğinde kısıtlılık nedeniyle geç gebelikte insülin yetersizliği gelişebilir ve doğuma doğru hiperglisemi meydana gelebilir. Bu duruma gestasyonel diyabet denir. Doğum sonrası bu bayanların değerleri normale döner. Fakat daha sonra uzun süre takip edilen bayanların belirgin yüzdesi diyabet geliştirmektedir.

Diyabet için yüksek riskli gebeler;

-Soygeçmişte diyabet öyküsü
-Özgeçmişte gestasyonel diyabet öyküsü
-Glukozüri
-30 yaş üzeri gebelik
-İri malforme öyküsü
-Obesite
-Hipertansiyon

Yüksek risk grubundaki gebeler ilk visitlerinde 100 gr Oral glukoz tolerans testi yapılmalıdır. Bu testleri normal çıkarsa 24-28 haftada tekrar edilmelidir. Risk olsun olmasın tüm gebelere ikinci 3 ay sonunda ( 24-28. Hafta) 50 gr glukoz testi yapılmalıdır.

Tarama testi tok karnına 50gr glukoz yüklemesinin ardından birinci saatteki kan glukozu ölçülerek yapılır. Sınır değeri 140 mg/dl’dir.
Bulunan değer <140 mg/dl ise ek tetkike gerek yoktur.
Bulunan değer >140 mg/dl ise 100 gr oral glukoz tolerans testi yapılır.
Bulunan değer>200mg/dl ise tanı gestasyonel diyabettir.

100 gram Oral Glukoz Tolerans Testi :

3 günlük 250 gr/gün karbonhidratlı diyet sonrası sabah yapılır. Gebe testten önce en az 10 saattir aç olmalıdır. Test sırasında hareketsiz kalmalıdır. Açlık kan şekeri alınır. 100 gr glukozlu solusyon içirilir. 1. ,2., 3. saat kan şekeri bakılır. Sınır değerler;

1. saat;105 mg/dl
2. saat;190 mg/dl
3. saat;165 mg/dl
4. saat;145 mg/dl

Eğer tüm sonuçlar sınırın altındaysa test normaldir. İki fazla değer sınırın üzerinde ise tanı gestasyonel diyabettir. değer bozuksa test 1 ay sonra tekrar edilir.

KOMPLİKASYONLAR

A-ANNEYE AİT PROBLEMLER

1-Hipoglisemi(Kan şekeri düşüklüğü): Gebeliğin ilk haftalarında sabit insülin enjeksiyonuna rağmen bulantı ve kusmalar sonucunda düşük kalori alımıyla hipoglisemi oluşur.
2-Hiperglisemi(Kan şekeri yüksekliği): Sıklıkla ikinci yarıda ortaya çıkar. Gelişen insülin rezistansı yapılan dozun daha az effektif hal almasına neden olur.
3- Üriner(Böbrek veİdrar yolları) ve diğer enfeksiyonlar:
4-Hipertansiyon: Özellikle 3.trimestrde sıkı tansiyon takibi yapılmalıdır.
5-Polihidroamnios: Amniotik sıvının 2000ml’den fazla olmasıdır.Fetal hiperglisemi sonucu oluşan fetal poliüriye bağlanmaktadır.
6-Retinopati( Göz retinası hastalığı) overt diyabetli gebelerin her trimestirde göz muayenesi olması gerekir.Lazer ile tedavi edilebilir:
7-Nefropati(Böbrek hastalığı)

B-FETÜSE(BEBEĞE) AİT PROBLEMLER

1-Abortus(Düşük): Eğer glukoz kontrolü erken dönemde yapılırsa abortus riski artmaz.
2-Konjenital anomali(Bebekde doğuştan anormallik): İnsülin bağımlı diyabetik gebelerin fetuslarında anomali riski 3 kat fazladır.
3-Solunum sıkıntısı:Normal gebelere göre sık görülür.
4-Neonatal hipoglisemi(Yenidoğan kan şekeri düşüklüğü): Yüksek glikoza göre sentezlenen yüksek insülin miktarı plasenta ayrılıp glikoz akışı kesilince hipoglisemiye neden olabilir.
5-Hipokalsemi(Kan kalsiyum seviyesi düşüklüğü): Düşük kalsiyum seviyesine bağlı aşırı uyarılma ve kasılmalar gelişebilir. Kalsiyum verilerek tedavi edilmelidir.
6-İri : Anne kanından geçen yüksek miktardaki glikoz sonucu sentezlenen yüksek miktardaki insülin ve insülin benzeri büyüme faktörleri sebep olur. Hem gestasyonel diyabetli hem overt diyabetli gebelerin bebeklerinde görülebilir. Omuz distosisi riskini arttırır.
7-Hiperbilüribinemi( Sarılığa neden olan bilirübinin kanda yüksekliği): Diyabetli anne bebeklerinde normale göre sık görülür.
8- Perinatal mortalite( Doğum ve kısa süre öncesi ve sonrası): Ani fetal() ölümler meydana gelebilir. Mekanizması tam bilinmemektedir . Glikoz düzeyindeki ani değişimlere bağlı olabilir.

TAKİP VE TEDAVİ:

Takip ve tedavide 3 önemli nokta vardır.

-İyi glikoz kontrolü
-Fetal monitorizaston
-Gebeliği erken sonlandırma

A-GLUKOZ KONTROLÜ: Kan glukozu diyabetik olmayan gebelerle aynı seviyede tutulmalıdır. Anne diyeti,insülin dozu ,glukoz düzeyi takibiyle sağlanır

1-Diyet:.35Kcal/kg/ideal kiloya göre /günlük diyet verilmelidir Bu diyet 1.3 gr protein ve 250 gr karbonhidrat içermelidir.Hastaya üst vücut kaslarını kullandıracak ve fetal distrese neden olmayacak egzersiz programı önerilebilir.

2-İnsülin:Diyete rağmen açlık glukozu 105 mg/dl nin altında tutulamıyorsa insülin tedavisine geçilir. İlk yarıda 0.5 Ünite /kg , ikinci yarıda 0.7 Ünite /kg başlanabilir.Bu dozun 2/3′ü sabah ,1/3′ü akşam verilir. İnsülin yemekten 30 dakika önce alınmalıdır. Gebelikte oral antidiyabetik kullanılmaz.

3-Glukoz düzeyi takibi:Fetusa normal düzeyde glikoz gittiğinden emin olunmalıdır Gebe kan glukozunu evde ölçüp her vizitte getirmelidir AKŞ 70-80mg/dl, TKŞ <120 mg/dl olmalıdır.Tokluk kan şekeri 160mg/dl’nin üzerine çıkarsa derhal doktora başvurmalıdır .G****** her vizitinde açlık, tokluk kan şekeri bakılmalıdır.Takipte HbA1c , glikolize albümin , 24 saatlik idrarda glikoz, amniotik sıvı glikozu kullanılabilir.

B)FETAL MONİTORİZASYON:Riskli fetüs() gebelikte iyi monitorize edilmelidir.

Monitorizasyon testleri

-Nonstres test(NST):En sık kullanılan testtir
-Kontraksiyon stres test(CST)
-Ultrason(USG):Anomali taraması, fetal gelişim ve amnion sıvısı ölçümü için kullanılır.
-Fetal EKO:20. Haftada yapılabilir.
-Alfafetoprotein (AFP): 18 .haftada nöral tüp defekti açısından bakılabilir.

C)ERKEN SONLANDIRMA

Gebeliğin haftasından emin olunursa 38. haftanın bitiminde doğurtulur.Vajinal doğum tercih edilir.Sezeryan iri ve diğer obstetrik gerekliliklerde yapılır. 4500 gramın üstünde fetüs vajınal yolla doğurtulmamalıdır. Vajınal sezaryenle doğuma karar verildiği gün insülin kullanan gebelerin insülinlerinin tamamı kısa etkiliye dönüştürülür. Çünkü plasenta(Bebeğin eşi) ayrıldıktan sonra ihtiyaç düşecektir. Kan glikozu sıkı takip edilmelidir.

Mutlu evliliğin 7 küçük sırrı

Perşembe, Temmuz 9th, 2009

Yalnızca doğru kişi yoktur, çok kişi vardır; önemli olan doğru ilişkiye sahip olmak.

Evlilikte zaman içinde mutluluğu kaybettiğinizi mi düşünüyorsunuz. Mutlu evlilikte, doğru kişiyi bulmaktan çok, doğru ilişkiyi kurmak önemli. İşte bunun için 7 küçük ipucu.

Hayat boyu mutluluğun anahtarı

Uzmanlar, başarılı ilişkinin hayat boyu mutluluğun anahtarı olduğunu söylüyor. İlişkide fedakârlığın da, işe ayrılan zamanın da doğru dozda olması gerekiyor. Tek tarafın fedakârlığı üzerine mutlu evlilik kurulmuyor. Doğru kişiyi bulmaktan çok doğru ilişkiyi kurmak önemli. 7 küçük ipucuyla mutlu evliliği yakalamak mümkün…

Harvard Üniversitesi öğretim üyelerinden psikolog Ben-Shahar ”Happier: Learn The Secrets To Daily Joy and Lasting Fulfillement” adlı kitabında birkaç tavır değişikliğiyle evlilikte ömür boyu mutluluğun 7 sırrını anlatıyor. ”Dr. Kuşhan’la Diyet” dergisi, Harvard’da pozitif psikoloji dersi veren Ben-Shahar’ın 7 ana başlık altında ele aldığı önerileri sıralamış. İşte o 7 ipucu..

Şimdiye yoğunlaşın

İstatistiklere göre, çift günde ortalama 2.5 saati beraber geçiriyor. Bunun çoğu ise televizyon başında ve sofradaki vakitler. Bu ilişkiye başladığınız günleri düşünün. Kendinize sorun: “Onunla yeterince zaman geçiriyor muyum?”
“Eğer geçiremiyorsam bunu düzeltmek için ne yapmalıyım?” Evet birlikte olduğunuz zamanı nasıl değerlendiriyorsunuz? Unutmayın, harcadığınız zamanda ne yaptığınız, harcadığınız zamanın miktarından daha önemlidir. Yani aynı evde olmak, beraber olmak anlamına gelmez.

Kurbanı oynamayın

Eşin mutluluğu ya da hatırı için ilişkiyi sürdürmek, karşı tarafı da, sizi de hüsrana uğratır. Fedakârlık yapılacaksa iki tarafın birlikte mutlu olacağı şekilde yapılmalıdır. Sizin mutluluğunuz eşinizi, eşinizin mutluluğu da sizi mutlu edecektir.

Eşinize mektup yazın

Eşinize minnettarlık mektupları yazmayı alışkanlık haline getirin. İlişkinizden memnun olduğunuzu, paylaştığınız hayalleri, romantik tatilleri yazın. Bu tür mektuplar ilişkinizin güzel yönlerini ortaya çıkaracaktır. Ayda iki tane bu tür mektuplardan mutlaka yazın.

Aşk hatırası yapın

Eşinizin her şeyini bildiğinizi düşünebilirsiniz ama onun hayallerini biliyor musunuz? Onun hakkında bilmediğiniz şeyleri öğrenmeye çalışın. Öğrendiğiniz her ayrıntıyı not edin. Bu harita size yön versin.

‘Aşkın ne demek olduğunu’ sorun

Önce kendinize sonra da eşinize sormanız için birkaç soru: Âşık olmak ne demek? İyi partner olmak için ne yapabilirim? Bu soruları eşinize de sorun. Böylece aşka bakış açınızın aynı olup olmadığını öğrenirsiniz.

Birbirinizi teşvik edin

liste yapın: Mutluluk hedeflerinize ulaşmak için hayatınızda nasıl değişiklikler yapabilirsiniz. Eşinize ona verdiğiniz sözleri tutacağınızı söyleyin. Bu sözlere diyet, fitness, rejim iş değiştirme dahil. Sözlerinizi yerine getirmeniz kolay olmayabilir. Eşinizin desteği yol almanızı kolaylaştıracaktır.

İlişkinizi güçlendirin

İlişkilerdeki başarısızlığın en büyük nedenlerinden biri, doğru eşi bulmanın en önemli şey olduğunun düşünülmesidir. Yalnızca doğru kişi yoktur, çok kişi vardır; önemli olan doğru ilişkiye sahip olmaktır. İkinizin de seveceği aktivitelere katılarak birbiriniz hakkında daha çok şey öğrenebilirsiniz. Örneğin, o futbolu siz tiyatroyu seviyorsanız, belli aralıklarla, sırayla maça ve tiyatro izlemeye gidin. Faydasını göreceksiniz.